@FortunaVivat·
·
sabitlendi
Bırakmayı Öğrenmek
Uzun zamandır kimseye anlatmadığım bir rüyam var. Bir kapı görüyorum; hep kilitli. Anahtarını ararken ellerim kanıyor, ama bir sabah fark ediyorum ki kapının ardındakini hiç bilmiyorum. Belki de bilmediğim bir şey için kendimi parçalıyormuşum. Ve belki de, bütün bu yolculuk kapıyı açmak değil, kapıyı bırakmayı öğrenmekmiş.
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kaçış değil, varış
Kitaplar… Dışarıdan bakınca yalnızca sayfalar ve kelimelerden ibaret gibi görünürler. Oysa bir kitabı eline aldığında, aslında bir kapı aralarsın; kimsenin göremediği, yalnızca senin geçebileceğin gizli bir kapı. Kimi zaman o kapının ardında, hiç bilmediğin diyarlara savrulursun. Kimi zaman geçmişine dokunursun, unuttuğunu sandığın bir anıyı sayfaların arasında buluverirsin. Bazı kitaplar, ruhuna ayna tutar; kendini, hiç kimsenin göremediği yönlerinle görürsün. Belki bir karakterin cümlesi tam kalbine dokunur, belki de satır aralarında kaybolurken kendini bulursun. İşte kitapların büyüsü tam da budur: Dünyadan kaçarken, aslında kendine varırsın. Bir kitap bitince sayfalar kapanır ama o hikâye sende yaşamaya devam eder. Çünkü bazı cümleler, zihninde değil, kalbinde yer eder.
1000Kitap
Fırtınanın İçinden Doğmak
Sen fark etmeden yılların boyunca biriktirdin her şeyi; gözyaşlarını, sessiz çığlıklarını, kimselere göstermediğin kırılmalarını. Her gülüşünün altında sakladığın acıyı, kendi kalbin bile tam olarak anlamadı. İnsanlar seni sadece yüzeyinle gördü; oysa sen, içinde fırtınalar kopan bir okyanustun. Ve şimdi… belki bir aynaya baktığında, gözlerinin içine bakmak istemediğin bir yabancı görüyorsun. O yabancı sensin. Ama bil ki, o yabancı, kırık dökük ama hâlâ ayakta duran, kendi karanlığında yolunu bulmaya çalışan bir ruh. Ve sen, hâlâ nefes alabiliyorsun; hâlâ yürüyebiliyorsun; hâlâ kendi fırtınanı aşabiliyorsun. İşte bu, kimsenin göremediği ama en güçlü olan tarafın.
Edebiyat
Aşk, bir anda düşülen bir uçurum değil; adım adım çıkılan bir merdivendir. İlk basamak heyecan, ikinci basamak merak, üçüncü basamak alışkanlık… En tepesinde ise güven durur. Ama o güven yıkıldığında, merdivenin başına dönmek mümkün olmaz; çünkü aşk, yeniden başlandığında bile aynı manzarayı göstermez. Yine de insanlar, aynı merdiveni tekrar tırmanmayı göze alır… çünkü en güzel manzaralar, en çok yorulduğun yerde çıkar karşına.
Aşk
Bir noktada duruyorsun. Neresi olduğunu bilmiyorsun, belki de önemli değil. Ayaklarının altındaki zemin mi seni tutuyor, yoksa sen mi ona tutunuyorsun, karar veremiyorsun. Bir ses geliyor, çok yakından ama bir türlü nereden geldiğini bulamıyorsun. Bir an için çevrene bakıyorsun; her şey tanıdık ama hiçbir şey hatırlamıyorsun. Sanki bir fotoğrafın içine düşmüşsün de insanlar sana bakıyor ama gülümsemiyor. Zaman ilerliyor mu, yoksa sadece sen mi geç kalıyorsun, anlamıyorsun. O an fark ediyorsun… Belki de cevaplar hiçbir zaman aradığın yerde değildi, çünkü sen, soruları bile yanlış yere sormuştun.
Hayata Dair