Hayatın hep güzel yönleri kalmalıdır kişinin belleğinde. Çirkinlikler, acılar, bayağılıklar atılıp unutulmalı. Yaşanmamış gibi olmalıydı! Ama unutulması gereken şeyler de o kadar çoktu ki!
Oktay Akbal'dan okuduğum ilk kitap 1958 yılında TDK roman ödüllü Suçumuz İnsan Olmak.
Felsefe bölümünü büyük bir tutkuyla okuyan en büyük hayali yazar olmak olan Nuri, nasıl olur da Ankara'da tekdüze ilerleyen bir memur hayatı yaşar? Kayinvalidesi ve karısının şikayetlerine sürekli katlanmak zorunda kalan Nuri bu monoton hayatından komşusu Nedret'e duyduğu aşkla biraz da olsa uzaklaşır. Nedret de mantık (!) evliliği yapıp rahat bir hayatının olmasını isteyen, kalabalıklar içinde bile yalnız olan bir kadındır. Nedret ve Nuri'nin yasak aşkı biz okurlara da birçok şeyi sorgulatır nitelikte.
Oktay Akbal'ın üslubunu sevdim. Bu kitapta karamsar bir profil çizmiş. Memur hayatının monotonluğunu, küçük burjuvazi hayatını, toplum yapısını gözler önüne sermiş.
Nuri-Nedret ikilisinin kabuklarından sıyrılıp tutkuyla yaşamak istedikleri hayatın hayallerini kurarken gerçeklere nasıl geri döndüklerini yazarımızın kaleminden okumak fena değildi. Dediğim gibi kitapta karamsar bir hava hakim.