Onu hatırladığı ilk andan beri hissettiği bu olmuştu Deniz’in. Anneannesi hep misafir gibiydi. Sanki oturmaya gelmiş de az sonra kalkacak gibi, hep eğreti, hep ilişmiş. Sadece koltuğa değil, hayata ilişmiş, vaktim bir an önce dolsa da gitsen diyen hevessiz bir hayat yabancısı…
Kitabın sonunda bir ben kaldım bir de yanmış beynim. Felsefe insanı olmadım hiç. Felsefik lafları da algılayamıyorum sanırım. Tabi bu oruç aruoba’nın kendiyle alakalı değil tamamen benimle alakalı bir dert. Azimle açar okurum ara ara… iyi hissettiriyo.