Sonokur

Sonokur
@Fredifree

Sonokur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·271 syf.·
8 günde okudu
·
2024 8. kitabı
Sermet Muhtar Alus
8.5/10 · 20 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Romalılardan azizlerine üç Kağıt :)
...Bunun üzerine Aziz Mikhael Ayasofya'njn şantiye bekçisine, "senin adın ne" diye sorar. Şantiye bekçisi "Mikhael" diye yanıt verir. Bunun üzerine Aziz Mikhael şantiye bekçisine der ki; "Mikhael, imparatora git ve ona söyle, Aziz Mikhael'e adanan bu kiliseyi bir an önce bitirmeleri için ustalarına emir versin, sen gelinceye kadar şantiyeyi ben bekleyeceğim, bende kutsal Tanrı İsa gücü bulunduğu için, sen gelmeden buradan ayrılmayacağım” der. Şantiye bekçisi hemen imparatora gider ve olanları anlatır. Bunun üzerine imparator yüreğinin sesini dinleyip şantiye bekçisini Roma'ya gönderir. Bekçi Roma'dan bir daha geri dönemeyeceği için, Aziz Mikhael de dünyanın sonuna kadar Ayasofya Kilisesi'nin ve Konstantiniye'nin koruyucusu olarak kalır.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Her alanda olduğu gibi dini inancı siyaseten de sömürü aracı olarak kullananların "İsmet İnönü camilerin kapısına kilit vurdu" yalanına gelince: 1942 yılında İkinci Dünya Savaşı'nın en hareketli günlerinde Alman orduları Trakya'da ülke sınırlarına dayanınca, İstanbul kentinin saray ve müzelerinde bulunan eski eserlerin zarar görmemesi için Alman uçaklarının menzil alanı dışında kalan ve yurdun iç bölgelerinde bulunan camilere taşınması planlanır. Çünkü düşmanın kutsal mekan olan camileri bombalamayacağı, ayrıca mimari yönden de camilerin daha korunaklı ve sağlam, iç mekanlarının daha geniş yapılar olmaları nedeniyle düşünülmüş olmalıydı. Bunun üzerine çalışmalara hemen başlanır. İstanbul Arkeoloji Müzesi ile Deniz Müzesi'nde bulunan eserler Konya'ya, Aya İrini Müzesi'ndeki Askeri Müze koleksiyonu ile Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki saray eşyaları, padişah tahtları,le mücevherler, Kutsal Emanetler, Hz. Muhammet'in Sancağı, kılıcı, Hırkai Saadeti, Hz. Osman'ın kanlı Kur'an-ı Kerim'i ve diğer eserler 48 vagona konularak Niğde'ye gönderilir. Bu değerli eşyaları korumak için Topkapı Sarayı Müzesi İkinci müdürü Lütfü Turanbek başkanlığında 30 görevli, aileleri ve çocukları ile birlikte Niğde'ye giderler. Bu değerli eşyalar Niğde'de üç camiye yerleştirilir ve camilerin kapıları da kilitlenir. Camilerin etrafına nöbetçi askerler yerleştirilerek gerekli güvenlik önlemleri alınır. 28 Ocak 1943 günü Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, İngiliz Başbakanı Wilson Churchill ile görüşmek için trenle Adana'ya giderken Niğde'de tren uzun süre durur ve İnönü tarihi eserleri görmek üzere üç camiyi de teftiş eder. Saruhan Camii'nde Müdür Lütfü Turanbek'e sorar: "Asker nöbetini aksatmıyor, camilere kimseyi almıyor değil mi? Gözüm arkada kalmasın" der. İkinci Dünya Savaşı 1945'te sona erdikten sonra
Sayfa 32 - Serander·Kitabı okudu
Tarih
Sen İstanbul
İstanbul'u dinliyorum sensiz. Simitçilerin sesleri yavan Vapur acı acı ötüyor martı çığlıkları arasında Bakır ustası daha sert vuruyor şekilsiz tasına Araba kornaları, reklam cingılları, Fatih'ten, Tuzla'ya şehrin büyüyen gürültüsü İstanbul'u dinliyorum Lorem-siz Saçma, sapan, kör, sağır, dilsiz Acılı bir tarih içinde sade yabancılık Topkapı gibi İstanbul'u dinliyorum kimliksiz Gülhanede ceviz ağacı, karakol avlusunda kasımpatı Sevecen bir buse yıldız parkında Ya da birlikte sükunet Avcılar sahilin de Lünaparkı, otoparkı, sayısız parlak tabelaları Şuursuz kaldığın otoyol kenarları Ve bir de sensizlik İstanbul'u dinliyorum sebepsiz Belki duymak için ayak sesini Gelişinle nevruz kutlamak için Belki nefes alışını duyup, hissetmek için yaşadığını kendi kuruntum olmadığını Şimdi İstanbul beni dinliyor yazımla Dudakların da hafif tebessüm Hafif gurur ile Şimdi İstanbul ben okuyor
Edebiyat Şiir
Doğru olduğunu bilsek!
Araplar, Müslümanlığı Türkistan'da Türkler arasında da yaymak için yaptıkları büyük yağma ve talanlar yanında çok büyük katliamlar da yapmış ve oluk oluk Türkmen kanı akıtmışlardır. Hatta 10. yüzyıl başlarında yaşayan Arap yazarı İbni Fadlan (Ahmed bin Fadlan el Abbas)'in "Seyahatname"sinin bir yerinde şunları söyler: Oğuzlardan bir Türk, ile birlikte yola çıktıkları İslam misyoneri İbni Fadlan'a yakınmış; "Başbuğ (Halife) bizden ne istiyor? Öldürecek bizi bu soğukta! Ne istediğini bilsek, hemen verir kurtulurduk" demiş. İbni Fadlan buna cevap olarak, "Halife'nin bütün istediği, 'Allah'tan başka tanrı yoktur' demeniz onun için yeter diye karşılık verince, şaman inançlı Türk gülmüş: "Doğru olduğunu bilsek, söylerdik" demiş.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Din