Victor Hugo, "Notre Dame'ın Kamburu" adlı eserini yazarken kendini bir türlü işe veremediğini fark etti. O dönemde romanını bitirmesi için yayıncısıyla yaptığı anlaşma nedeniyle büyük bir baskı altındaydı, ancak teslim tarihi yaklaştığında neredeyse hiçbir şey yazmamıştı. Çaresiz kalan Hugo, kendini tamamen yazmaya adamak için sıra dışı bir yöntem buldu: tüm kıyafetlerini ortadan kaldırmak. Hizmetçisine talimat vererek tüm giysilerini kilitletti. Üzerinde yalnızca bir şal bıraktı, çünkü bu şekilde dışarı çıkma ya da başka şeylerle ilgilenme bahanesi ortadan kalkıyordu.
Hugo, odasında yalnızca bir masa, birkaç kalem ve boş kağıtlarla kaldı. Yemeklerini sade ve basit tutuyor, hiçbir ziyaretçiyi kabul etmiyor, dış dünyayla bağlantısını tamamen kesiyordu. O soğuk ve sade odasında sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar yazmaya başladı. Bu radikal yöntem sayesinde romanını kısa sürede tamamladı.
"Notre Dame'ın Kamburu," yayımlandığında büyük bir başarı kazandı ve Hugo’nun adı edebiyat dünyasında ölümsüzleşti. Disiplin ve kararlılığın böylesine sıradışı bir yöntemiyle Hugo, ilhamın yalnızca bir duygu değil, aynı zamanda iradeyle de şekillendiğini kanıtlamış oldu. Ne de olsa irade, başarıya giden yolda en güçlü araçtır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ruhun ne zaman huzursuzsa, bunu sana kendinden başka kimse yapamaz. Çünkü dış etkiler yalnızca seni rahatsız eder; nasıl karşılık vereceğin ise senin seçimin.
Emmaus, genellikle İncil'de adı geçen bir yerleşim yeri olarak bilinir ve Hristiyanlıkta önemlidir. Emmaus'taki akşam yemeği, İncil'in Luka 24:13-35'te geçen, İsa'nın dirilişinden sonra iki takipçisiyle birlikte ekmek bölerek kendini tanıttığı bir olayı ifade eder.
Bu olay şöyle anlatılır:
İki takipçi, İsa'nın ölümünden sonra Emmaus yolunda yürürken İsa onlara katılır, ancak onu tanımazlar. Yol boyunca, Kutsal Yazılar'ı onlara açıklayarak konuşur. Emmaus'a vardıklarında, birlikte akşam yemeği yerler. İsa ekmeği alır, şükreder, böler ve onlara verir. Bu sırada gözleri açılır ve İsa'yı tanırlar, ancak İsa hemen gözden kaybolur.
Emmaus'taki bu akşam yemeği, Hristiyanlıkta İsa'nın dirilişine ve Tanrı'nın takipçilerine kendini açıklamasına dair bir sembol olarak görülür. Aynı zamanda, kutsal yemek olan "Ekmek ve Şarap Ayini" ile ilişkilendirilir.
~~~~~~~~~~~~~~~~
Caravaggio - "Emmaus'ta Akşam Yemeği" (1601)
Barok dönemin ünlü ressamı Caravaggio'nun bu tablosu, İsa'nın dirilişinden sonra Emmaus'ta iki takipçisiyle yemek yediği sahneyi betimler. Caravaggio, dramatik ışık-gölge oyunları ve gerçekçi detaylarla karakterlerin şaşkınlığını ve kutsallığını ön plana çıkarır.
Solda yer alan Kleopas'ın ceketinde ki deniz kabuğu imgesi hac yolculuğunu ve ruhsal arayışı simgeler.
Meyve sepetinin içindeki çürükler yaşamın geçiciliğini ve ölümün kaçınılmazlığını anlatır bunun yanı sırasında sepete dikkatli bakıldığında balık şekli gözümüze çarpar.
Yunanca balık kelimesi olan "Ichthys", bir akrostiştir:
Iēsous (İsa)
Christos (Mesih)
Theou (Tanrı'nın)
Yios (Oğlu)
Sōtēr (Kurtarıcı)
Bu, "İsa Mesih, Tanrı'nın Oğlu ve Kurtarıcı" anlamına gelir. Bu nedenle balık sembolü, erken Hristiyanlar tarafından İsa'yı simgelemek için kullanılmıştır.Ayrıca balık sembolü, Helen dünyasında ve diğer antik
Umudum, heyecanım bitmez pınardı, bitti
Gençliğim deli dolu esen rüzgârdı, gitti.
Neydi o sarhoşluklar, dünyaya boş vermeler
O bir başka mevsimdi, bir ilkbahardı, gitti.
Tadı, rengi değişti birer birer her şeyin
En mutlu, en doyulmaz yaşantılardı, gitti.
Çektiler ellerini elimden sevgililer
Bir zaman bu gönülde kimler yaşardı, gitti.
Hani hiç bitmeyecek sandığım güzellikler
Ne sevinçler, gülüşler ve neler vardı, gitti.
Kalakaldım böyle ben ortada paramparça
Her gelen yüreğimden bir şey kopardı, gitti.
Hey benim doymadığım deli fişek gençliğim
İçimde bir zamanlar bir kor yanardı, bitti.
Ümit Yaşar Oğuzcan