Geçerdi, aslında yaşadığımız her şey er ya da geç geçerdi. Bedenimize aldığımız yaralar geçerdi. Ruhumuza aldığımız yaralar da bir süre sonra eskisi gibi acıtmadığı için onlar da geçerdi. Kalbimize aldığımız yaralar ise asla geçmeyecek gibi hissettirse de zamanla onların da geçtiğini görürdük. Hangi acı geçmezdi, biliyor musunuz? Aklımıza aldığımız acılar geçmezdi. Beden iyileşir, ruh güçlenir, kalp tecrübe edinir ama akıl hep aynı kalırdı.
İki türlü de, yani ölmeyi hak etse de etmese de, ben kimdim ki böyle bir kararı veriyordum? Başka insanların hayatı konusunda kararlar vermeye ve onları öldürmeye hakkım yoktu.
Bütün bunlar sadece şans mıydı? Yoksa işin içinde bundan daha fazlası, mesela kader mi vardı? Alınyazısı denen şeye hiçbir zaman inanmamıştım, ama artık eskisi kadar emin olamıyordum.