İyi günler...
Bu kitabı benim açımdan önemli kılan şey yazarın şahit olduğu kişilerin yazar tarafından kaleme alınmasıdır. Bu hayatları kaleme alırken halk ağzını yerinde kullanması, betimlemelerde bulunması ister istemez kişilerle birlikte sizi o zamana o mekana çekiyor. Aktar Musa Efendi'nin, Deli Bekir'in Bodur'un, Kız Ali'nin ve daha nicesinin evine ve iç dünyasına konuk oluyorsunuz. Savaştan sonraki değişimin insanlardaki etkisi her hikayenin vazgeçilmezi oldu diyebilirim. Özelliklede yaşı geçen kişilerin o çağa artık ayak uyduramadıkları hüzünlü bir vurgu olarak kaldı bende. Burada kaleme alınan kişiler her ne kadar hepimizin az çok karşılaştığı sıradan insanlar olsa da yazar bu sıradanlığı yer yer kenara itmiş. Mesela Kız Ali'nin vefatında katil aranmasa da, ölümüne yetkililerce önem verilmese de yazar şöyle bir ifade kullanıyor: "Fakat tabutu Pazaryeri'ndeki musalla taşına konduğu gün önünde saf tutanların sayısı ayan cenazelerindekinden az değildi." Kitabın adınında Uzun Çarşının Uluları olması bununla bağlantılı olsa gerek. Kimilerine göre ulu olmayan gayet sıradan olan bu insanlar yazara göre uludurlar.