Özlemimi duyduğu şan, ölümüyle zorla elde etmek istediği ölümsüzlük, adının yanından teğet geçmişti: Yazgısı, önemsiz olayların tozuyla dumanın altında kalmıştı.
Paris’ten uzak, insanlardan ve iktidardan yoksun yaşayacaktı demek: Bunca yalnızlığa katlanabilecek kadar güçlü değildi o. Bu onun ölüm fermanıydı. Mutluluk, servet, iktidar, gençlik, ve aşk olmadan soluk alamayacağını biliyordu; Fransa’ya hükmettikten sonra köylü kadınına dönüşemezdi burada.
Devlet adamı ile politikacı arasında ne gibi fark var? Churchill bu soruyu şöyle cevaplar: “Devlet adamı devleti düşünür, politikacı ise sonraki seçimleri.”
Ben olsam, Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere “eleştirel düşünme” dersleri koyardım. Batı’nın aksine Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur.