İnsan her gün bir işi olduğu ve yeni bir savaşın dehşetinden uzak kalabildiği için şükretmek zorunda bırakılıyor. İnsanın ekonomik ve siyasi koşulları şekillendirmek için elinde hiçbir gücü bulunmamaktadır. Otoriter devletlerde bu durum bilinçli bir ilke haline getirilir. Ancak demokrasilerde de toplumun bir parçası olarak bireyin kendi kaderini belirlediği ideolojisiyle, gerçekte bireyi siyasi ve ekonomik güç merkezlerinden ayıran soyutlanma arasında olağanüstü bir uyumsuzluk vardır.
Sayfa 136 - Say Yayınları 1.Baskı 2024·Kitabı okuyor
Toplumumuzdaki ortalama bir yetişkin aslında oldukça güçsüzdür. Bu güçsüzlük, gerçekliğin çok farklı olması gerektiğine ve zayıf olmasının kendi suçu olduğuna inanmaya zorlandıkça daha baskıcı bir hal alır. Kendi kaderini belirleyecek hiçbir gücü yoktur.
Sayfa 135 - Say Yayınları 1.Baskı 2024·Kitabı okuyor
İnsanlar nükleer silahlanma ile ülkelerinin ve dünyanın tamamen yok olması riskini göze aldıklarını veya dünyadaki yaşamı tehdit edebilecek ekolojik tahribata neden olduklarını bildikleri halde bu tehlikeleri önlemek için neredeyse hiçbir şey yapmamaktadırlar.
Sayfa 105 - Say Yayınları 1.Baskı 2024·Kitabı okuyor
Oz Büyücüsü'nü bir çocuk masalı olarak okumaya başlamıştım. Dorothy, bir hortumun etkisiyle Kansas'tan Oz Ülkesi'ne savruluyor. Orada kötü bir cadının ölümüne neden olduktan sonra yeniden evine dönebilmek için Oz Büyücüsü'nü bulmak zorunda kalıyor ve böylece yolculuk başlıyor.
Fakat bu yolculuk ilerledikçe masalın asıl gücünün büyüde, cadılarda ya da fantastik olaylarda değil; karakterlerin içinde saklı olduğunu fark ettim.
Dorothy'nin ilk yol arkadaşı olan Korkuluk, bir beyne sahip olmak istiyor. Kendini akılsız sanıyor. Oysa yol boyunca Dorothy'nin karnını doyurmak için yiyecek bulmayı düşünebiliyor, karşılaştıkları sorunlara çözümler üretebiliyor ve tehlikeler karşısında mantıklı davranabiliyor. Beyni olmadığını düşünen kişi, aslında aklını en çok kullananlardan biri oluyor.
Sonra Teneke Adam çıkıyor karşımıza. Bir zamanlar insan olan Teneke Adam, yeniden bir kalbe sahip olmak istiyor. Çünkü hissedemediğine inanıyor. Fakat grubun en merhametli, en duyarlı üyesi de yine o. Bir böceği incitmekten üzülüyor, arkadaşları için kaygılanıyor, başkalarının acılarına ortak oluyor. Kalbi olmadığını söyleyen kişi, kalbin ne olduğunu herkesten iyi biliyor.
Ve Korkak Aslan... Ormanın kralı, bütün hayvanların korktuğu aslan cesaret arıyor. Kendini korkak görüyor. Ama korkmasına rağmen arkadaşlarının yanında duruyor, tehlikelere rağmen yoluna devam ediyor. Belki de cesaret korkusuz olmak değil, korkuya rağmen yürüyebilmektir.
Bu karakterleri okurken ister istemez günümüz insanlarını düşündüm. Beyni olduğu hâlde düşünmeden hareket eden insanlar yok mu? Kalbi olduğu hâlde başkalarını kolayca incitenler? Güçlü ve heybetli görünmesine rağmen korkularının arkasına saklananlar? Ya da tam tersine, sahip olduğu güzellikleri göremeyen, kendisini eksik sanan insanlar?
Belki de hepimiz biraz