Aklın kaosu yenebilmesi için ona bir düzen verme; biçimini bozarak, yoksullaştırarak onu özel bir yasanın içine sıkıştırma zorunluluğu vardır. Bir benzetme, bir simge, bir söylence bulması gerekir. İşte bu kullanışlı kalıbın içinde kaos ona boyun eğdirip insancıl, tanıdık ve sevilen bir biçim vermek zorundadır. 
Gelişigüzel yaşıyor, gelişigüzel ölüyoruz, pupa yelken, dümensiz gidiyoruz. Hava nereye eserse oraya gidiyoruz. Su alıyoruz, körükleri gündüz gece çalıştırıyoruz ama su giderek daha da artıyor, körükler paslanıyor ve dibi boyluyoruz. İnsan yaşamı dediğin işte bu, yazıklar olsun! 
Yaşlı adamlar, kocakarılar, yıkıntılar, süt emen bebekler… Savaş… Bengi ve yalın olduğu denli insancıl olan sorular: dünyanın bir ucundaki bu insanların suçu ne ?