Fatmaa.

Aklın kaosu yenebilmesi için ona bir düzen verme; biçimini bozarak, yoksullaştırarak onu özel bir yasanın içine sıkıştırma zorunluluğu vardır. Bir benzetme, bir simge, bir söylence bulması gerekir. İşte bu kullanışlı kalıbın içinde kaos ona boyun eğdirip insancıl, tanıdık ve sevilen bir biçim vermek zorundadır. 
Sayfa 128·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Yok mu ?” diye bağırdı, “Burada, şu uygar Avrupa’da insanları seven insanlar yok mu?”
Sayfa 120·Kitabı okudu
Gelişigüzel yaşıyor, gelişigüzel ölüyoruz, pupa yelken, dümensiz gidiyoruz. Hava nereye eserse oraya gidiyoruz. Su alıyoruz, körükleri gündüz gece çalıştırıyoruz ama su giderek daha da artıyor, körükler paslanıyor ve dibi boyluyoruz. İnsan yaşamı dediğin işte bu, yazıklar olsun! 
Sayfa 73·Kitabı okudu
Yaşlı adamlar, kocakarılar, yıkıntılar, süt emen bebekler… Savaş… Bengi ve yalın olduğu denli insancıl olan sorular: dünyanın bir ucundaki bu insanların suçu ne ?
Sayfa 50·Kitabı okudu
‘Niçin gülüyorsun?’ diye sormuştum ona. ‘Ağlamamak için,’ diye karşılık vermişti .
Sayfa 20·Kitabı okudu