Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
Yahudiler “Allah’ın eli bağlanmış!” dediler. Asıl kendi elleri bağlanmıştır ve söyledikleri yüzünden lânetlenmişlerdir. Aksine O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun azgınlığını ve inkârcılığını kuşkusuz arttıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlığı ve kini saldık. Ne zaman savaş ateşini tutuşturmuşlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk için çaba harcarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
Kur'an, israiloğulları'nın tarihini ileri geri bir bakış içinde anlatır. Bu okuyucunun geçmiş olayları değerlendirirken aynı zamanda gelecekteki dersleri anlamasına da olanak tanır.
İblis, yalnızca bir kez secdeyi reddetti; ancak bu reddediş, içinde sakladığı kibir ve şükürsüzlüğün bir tezahürüydü. Allah (cc) şöyle buyurur: "Kafirlerden oldu". Yani bu kibir ve şükürsüzlük onun içinde vardı; yalnızca ortaya çıktı. İsrailoğulları da benzer bir şekilde secde ile dalga geçerek İblis'in yolunu izlediler.