Üreme konusunun sosyal bağlamı, dünyamızda kadınlara hayatın her yönünde, özellikle de yakın ilişkilerde sürdürülemez stresli roller yükler. Çocukların taşıyıcıları olmanın yanı sıra, genellikle erkeklerin yaşamlarındaki psiko-duygusal stresleri hafifletmeleri beklenir. Bir çocuğa annelik yapmak doğanın bir emri olabilir, ancak yetişkin bir erkeğe annelik yapmak hem doğal değildir hem de imkansızdır. Babanın stresinin, anne üzerindeki sonuçlarının çocukların ve hatta rahimdeki bebeğin gelişiminde rol oynayacak kadar etkili olmasına şaşmamalı.
Hepimiz çocuklarımızı kaybettik… Baksanıza onlara, Tanrı aşkına; sokaklarda şiddet eğilimli, alışveriş merkezlerinde komada, televizyon önünde narkoz altındalar. Çocuklarımızı bizden hayat boyu ayıran korkunç bir şey oldu.
-Russel Banks , The Sweet Hereafter
Eğer travma benlikten kopma ihtiyacına yol açıyorsa, o zaman travmayı hem istismar eden hem de güçlendiren etkilerle kitlesel olarak dolup taştığımızı söylemek mantıklı olur. İş baskıları, çoklu görevler, sosyal medya, haber güncellemeleri, eğlence kaynaklarının çokluğu; bunların hepsi bizi düşüncelerde, çılgınca faaliyetlerde, araç- gereçlerde, anlamsız konuşmalarda kaybolmaya sevk ediyor. Bizi gerekli ya da ilham verici veya canlandırıcı oldukları için, yaşamlarımızı zenginleştirdikleri ya da anlam kattıkları için değil, sadece bugünü yok ettikleri için çeken her türlü arayışa yakalanmış haldeyiz. Saçma bir çarpıklıkla, en son çıkan “zaman kazandıran “ cihazları satın almak için para biriktiriyoruz ki daha iyi zaman “öldürebilelim” Anın farkındalığı korkulacak bir şey haline geldi. Geç dönem kapitalizmi şimdiki zaman korkusu duygusuna hitap etmede uzmandır. Hatta, başarısının büyük bölümü en büyük armağanımız olan şimdiki zaman ile aramızdaki uçuruma bağlıdır be bu uçurum giderek genişliyor, aradaki boşluğu doldurmak için sahte ürünler ve tüketici kültürünün yapay dikkat dağıtıcı unsurları tasarlanıyor.