Fatma Sonay

Fatma Sonay
Sürekli öğrenme, üretme çabasında; daima bir öğrenci...
8/10
·200 syf.··
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 08:55
Hz. Ebubekir’in hayatını yalnızca biyografik yönleriyle değil, İslâm toplumunun kuruluş sürecindeki belirleyici rolüyle ele alan bir eser. Kitapta Hz. Ebu Bekir'in Peygamber Efendimiz’e (SAV) olan sarsılmaz bağlılığı, fedakârlığı, istişareye verdiği önem ve kriz anlarındaki liderlik vasıfları ön plana çıkarılmış. Yazar, tarihî olayları aktarırken bunların toplumsal ve siyasî sonuçlarını da çok güzel değerlendirmiş. Eserde dikkat çeken bölümlerden biri, Hz. Muhammed’in (SAV) vefatının ardından yaşanan halife seçimi süreci. Bu bölümde, Medineli Müslümanların Sakîfe'de bir araya gelerek yeni liderin kim olacağını görüşmeleri, Muhacirler ve Ensar arasında yapılan istişareler ve Hz. Ebubekir’in geniş bir mutabakatla halife olarak kabul edilmesi anlatılıyor. Halifeler arasında, seçiminde en az itirazın olduğu isimdir Hz. Ebu Bekir. Bununla birlikte Hz. Ali başta olmak üzere sahabeden bazı isimlerin halifeye biatlarının geç gerçekleştiğini de belirtiyor yazar. Genel olarak yazar, Hz. Ebubekir’in şahsiyetini tarihî olaylarla birlikte değerlendirerek okuyucuya hem siyer hem de İslam siyasi tarihinin başlangıç dönemleri hakkında düşündürücü bir bakış açısı sunmuş diyebilirim. Tabii yazarın Siyeri Farklı Okumak serisindeki diğer eserleri gibi bu eserde de geleneksel bilgilerin dışında bilgilere ve yorumlara yer verilmiş. Yazarın kalemine alışkın olmayanları ve geleneksel bilginin dışına çıkan eserler okumayanları çarpabilir ilk etapta. Benden uyarması :)
Hz. Ebu BekirMehmet Azimli · Ankara Okulu Yayınları · 2013138 okunma
Reklam
İSRÂ VE Mİ'RAC
8/10
·480 syf.··
2026 17. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 12:33
İsra ve Mi’rac olayları, İslâm dininde en çok merak ettiğim konuların başında gelir. Bu konuyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de İsra suresinde isra olayına işaret edilmekte ancak mahiyeti hakkında bilgi verilmemektedir. Mir’ac olayını ise anlatan bir sure/ayet bulunmamaktadır. İsra ve Mi’rac Gerçeği kitabı, Kur’an merkezli bir yorumla geleneksel rivayetleri sorgulaması nedeniyle hem ufuk açıcı hem de tartışmalı bir eser. Ancak en çok eleştiri alacağı noktalar, olayların bağımsızlığı, namazın farz kılınışı, Bakara Suresi’nin son ayetleri ve rivayetlerin güvenilirliği üzerine geliştirdiği iddialar olacaktır. Buna ek olarak, Balcı’nın Emevilerin siyasi etkisini ve Yahudi inancındaki göğe yükselme motiflerinin İslam kültürüne yansımasını vurgulaması, kitabı daha da tartışmalı hale getirecektir. Kitap, özellikle geleneksel dini anlatılara alışık olan çevrelerden ciddi eleştiriler alma potansiyeline sahip. Yine en çok eleştiri alacağı noktaların başında, İsra ve Mi’rac’ın birbirinden bağımsız olaylar olduğu iddiası geliyor. Yazar, zaten Kur’an-ı Kerim’de İsra sûresinde açıkça anlatılan İsra olayını kabul ederken, Kur’an-ı Kerim’de yer verilmeyen Mi’rac olayının somut olarak gerçekleşmediğini yani fiziksel bir göğe yükselme olmadığını, olsa olsa rüya, manevi bir tecrübe veya sembolik bir anlatı olduğunu savunuyor. Yaygın olarak bu iki olay bir bütün olarak kabul edilirken, Balcı’nın onları ayrı ayrı değerlendirmesi, geleneksel rivayetlerin bütünlüğünü sorgulaması dikkat çeken noktalardan biri. Balcı eserinde, namazın Mi’rac’ta farz kılındığı görüşünü de şiddetle reddediyor. Zira Mi’rac olayını geleneksel kabulde anlatıldığı şekliyle kabul etmediği gibi Mi’rac olayına ilişkin anlatıların İsra olayından önce gerçekleştiğini de ısrarla savunuyor. İçinde yaşadığımız toplumda
İsra ve Mi'rac Gerçeğiİsrafil Balcı · Ankara Okulu Yayınları · 201230 okunma
8/10
·200 syf.··
2026 16. kitabı
Peyami Safa’nın 'Bir Tereddüdün Romanı' adlı eseri, bireyin iç dünyasında yaşadığı çatışmaları ve kararsızlıkları derinlemesine ele alan bir roman. Yazar, bu eserinde özellikle “tereddüt” kavramını merkeze alarak, insanın karar verme süreçlerinde yaşadığı sancıları edebi bir dile dönüştürmüş. Kullandığı dilde, Osmanlı Türkçesi başta olmak üzere günümüzde kullanılmayan terimlere yer verse de çok akıcı ve tasvir gücü yüksek bir anlatımı var. Zaten eski dildeki kelimelerin çoğunun anlamı dipnotta verilmiş. Okurken çok keyif alıyorsunuz. Cumhuriyet Dönemi edebiyatçılarındaki bu geçiş dilini genel olarak çok beğeniyorum, günümüz Türkçesi ve Osmanlı Türkçesinin karışımı. Peyami Safa da bu geçiş dilini ustalıkla kullananlardan biri. Romanın temelinde, bireyin kendi kimliğini bulma çabası ve bu çabanın beraberinde getirdiği huzursuzluk yatıyor ve karakterler, farklı yönleriyle bu tereddüdün yansımalarını taşıyor. Mualla, sürekli karar veremeyen ve pasif kalan bir kişiliği temsil ederken; Vildan, düşünmeden hareket eden, aceleci tavırlarıyla tereddüdün başka bir yüzünü gösteriyor. Yazar ise bu iki uç arasında, sorgulayıcı ve düşünsel bir tavırla romanın felsefi yapısını oluşturur. Bu üçlü yapı, bireyin içsel çatışmalarını farklı boyutlarıyla ortaya koyuyor aslında. Romanın dikkat çekici yönlerinden biri, tekniğidir. Romandaki yazar karakteri, romanın içinde bir roman yazıyor. Bu teknik romana farklı bir hava katıyor ama roman içinde roman tekniği uzun uzadıya kullanılmıyor. Aslında romanın sonuna kadar bu teknik kullanılsa daha ilgi çekici olabilirdi diye düşünüyorum. Eserin dilinde psikolojik çözümlemeler yoğun bir şekilde işlenmiş, olay örgüsünden çok karakterlerin ruh hâlleri ön plana çıkıyor. Peyami Safa'nın okuduğum diğer romanları da psikolojik roman örnekleri.
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20239bin okunma
9/10
·496 syf.··
2026 15. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 19:54
Bilinmeyen Peygamberler Kur'an-ı Kerim'de yer alan her bilgiye yürekten inanmama rağmen, Kur'an'da yer verilen Peygamberler, anlatılan kıssalar, sanki farklı bir evrende yaşanmış, o Peygamberler dünya üzerindeki medeniyetlere ait değilmiş gibi tuhaf bir ikileme sahibim. Özellikle Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (SAV) dışında kalan peygamberler için. Evet dinler tarihi var öte yandan milyonlarca yıllık geçmişe sahip bir dünya tarihi var ama gelgelelim ben dinler tarihi ile dünya tarihini kafamda bir araya getiremiyorum. Kur'an-ı Kerim'de Peygamberlerin gönderildiği kavimlerden bahsedilmesi ancak o kavimlerin dünya coğrafyasında hangi millete-ulusa karşılık geldiğinin bilgisinin yer almamasının bu çelişkimin nedeni olduğunu düşünüyorum. Aslında bu bir çelişki de değil, bu bir bilgisizlik, çünkü dünya tarihi konusunda yeterli bir bilgim yok ve bu bilgim olmadığı için de Kuran-ı Kerim'de yer alan bilgileri dünya tarihiyle örtüştüremiyorum. Tam da bu nedenle bana bu konuda yol gösterecek, bilgi verecek, en azından beni tamamen ikna edemezse de belli düzeyde fikir verecek bir kitap arayışına girdim ve elimdeki Bilinmeyen Peygamberler kitabı tam da bu ihtiyacımı karşıladı. Bülent Şahin Erdeğer’in Bilinmeyen Peygamberler adlı eseri, Kur’an’daki "Her kavme bir uyarıcı gönderilmiştir." ilkesinden yola çıkarak, isimleri kutsal kitaplarda geçmeyen ancak insanlık tarihine yön vermiş muhtemel elçilerin izini süren bir çalışmadır. Yazar; tarih, arkeoloji ve mitolojiyi harmanlayarak dünya üzerindeki kadim inançların kökeninde tek tanrılı bir öz olduğunu ve zamanla bu özün tahrif edilerek çok tanrılı sistemlere dönüştüğünü savunuyor. Kitapta, Sümerlerden Göbeklitepe’ye, Antik Yunan filozoflarından Uzak Doğu öğretilerine kadar geniş bir coğrafya tarandı. Belirli peygamberlik
Bilinmeyen PeygamberlerBülent Şahin Erdeğer · Timaş Yayınları · 202580 okunma
9/10
·184 syf.··
2026 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 09:56
Mehmet Azimli’nin Dört Halifeyi Farklı Okumak – Hz. Ali kitabı, 4 eserlik bir serinin sonuncusudur. Hz. Ali’nin hayatını yalnızca kahramanlık ve adalet üzerinden değil, Müslümanlar arasındaki ilk iç savaşların ve siyasi çekişmelerin bağlamında ele alan dikkat çekici bir çalışmadır. Eser, klasik tarih anlatılarında genellikle üstü örtülen veya idealize edilen olayları sorgulayıcı bir gözle inceliyor. Hz. Ali’nin bilinen kimliğinin ötesinde, iktidar mücadelesi içinde kalan bir lider olarak farklı yönlerini ortaya koyuyor. Cemel ve Sıffin Savaşları gibi Müslümanların kendi aralarında yaşadığı ilk büyük çatışmalar, kitabın merkezinde yer alıyor. Bu savaşların, sahabenin tamamının masum olmadığı ve bazı kişilerin siyasi çıkarlar uğruna hareket ettiği gerçeğini açığa çıkardığı vurgulanyor. İşin en üzücü tarafı da Peygamberimiz döneminden çok kısa süre sonra böyle bir parçalanmanın yaşanması. "Hakem Olayı" gibi ayrılıkçılığı ve fırkalaşmayı getiren bir olayın yaşanması ise özellikle o dönem için cidden üzücü bir olay. Daha o dönemde bu kadar bölünme yaşanmaya başlamışsa günümüz dünyasında yaşananlara şaşırmamak lazım! Azimli, sahabe dönemine dair eleştirel bir yaklaşım sergileyerek, “mızrağın çuvala sığmadığı” ifadesiyle tarihsel gerçeklerin gizlenemeyecek kadar açık olduğunu belirtir. Hz. Ali'nin halife olma isteği ve icraatlarını onaylamama nedenleriyle Hz. Osman'ın şehit edilişine göz yumduğu, Muaviye'nin Hz. Ali'yi alt etme sürecinde bu olayı sonuna kadar kullandığı kitabın başından sonuna kadar ele alınır. Her ne kadar müslümanlar arası yapılan ilk savaşlarda Halife konumundaysa da Hz. Ali'nin, gerek Hz. Ayşe ile başı çektiği Cemel Savaşında gerekse Muaviye ile arasında olan Sıffin Savaşında müslümanlarla savaşmak istemediği, olayların önünü alamaması nedenleriyle
Hz.AliMehmet Azimli · Ankara Okulu Yayınları · 2015110 okunma
Reklam