İsra ve Mi’rac olayları, İslâm dininde en çok merak ettiğim konuların başında gelir. Bu konuyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de İsra suresinde isra olayına işaret edilmekte ancak mahiyeti hakkında bilgi verilmemektedir. Mir’ac olayını ise anlatan bir sure/ayet bulunmamaktadır.
İsra ve Mi’rac Gerçeği kitabı, Kur’an merkezli bir yorumla geleneksel rivayetleri sorgulaması nedeniyle hem ufuk açıcı hem de tartışmalı bir eser. Ancak en çok eleştiri alacağı noktalar, olayların bağımsızlığı, namazın farz kılınışı, Bakara Suresi’nin son ayetleri ve rivayetlerin güvenilirliği üzerine geliştirdiği iddialar olacaktır. Buna ek olarak, Balcı’nın Emevilerin siyasi etkisini ve Yahudi inancındaki göğe yükselme motiflerinin İslam kültürüne yansımasını vurgulaması, kitabı daha da tartışmalı hale getirecektir. Kitap, özellikle geleneksel dini anlatılara alışık olan çevrelerden ciddi eleştiriler alma potansiyeline sahip.
Yine en çok eleştiri alacağı noktaların başında, İsra ve Mi’rac’ın birbirinden bağımsız olaylar olduğu iddiası geliyor. Yazar, zaten Kur’an-ı Kerim’de İsra sûresinde açıkça anlatılan İsra olayını kabul ederken, Kur’an-ı Kerim’de yer verilmeyen Mi’rac olayının somut olarak gerçekleşmediğini yani fiziksel bir göğe yükselme olmadığını, olsa olsa rüya, manevi bir tecrübe veya sembolik bir anlatı olduğunu savunuyor. Yaygın olarak bu iki olay bir bütün olarak kabul edilirken, Balcı’nın onları ayrı ayrı değerlendirmesi, geleneksel rivayetlerin bütünlüğünü sorgulaması dikkat çeken noktalardan biri.
Balcı eserinde, namazın Mi’rac’ta farz kılındığı görüşünü de şiddetle reddediyor. Zira Mi’rac olayını geleneksel kabulde anlatıldığı şekliyle kabul etmediği gibi Mi’rac olayına ilişkin anlatıların İsra olayından önce gerçekleştiğini de ısrarla savunuyor. İçinde yaşadığımız toplumda