"Yol Ayrımı" eseriyle birlikte Kemal Tahir'in Esir Şehir Üçlemesi'ni tamamlamış oldum. Esir Şehrin İnsanları ve Esir Şehrin Mahpusu anlatım ve olay örgüleri açısından birbirine daha yakınken, Yol Ayrımı bu açılardan bakıldığında daha farklı geldi bana. Sanki Yazar, ilk iki eserden sonra uzunca bir ara vermiş de öyle yazmış Yol Ayrımı'nı. Belki kendisi de bir yol ayrımındaydı, kimbilir?
Kitabın baş kahramanı Kamil bey ilk iki kitapta baş köşedeyken son kitapta perde arkası oyuncusu gibi kalmış. Bana sorarsanız karakter olarak tam yerini bulmuş bu son kitapta. Her ne kadar ana karakter olsa da bence zayıf bir karakter Kamil bey. "Millici abi" mahlasını hak etmeyecek kadar zayıf. Kuvay-i Milliye hareketine de sırf can sıkıntısından girmiş gibi. Okul arkadaşlarının aklına düşmesi, onu önemsemeleri hoşuna gitmiş. Kendi eşini ve çocuğunu koruma zahmetine girmeden başka bir kadını korumaya kalkmış. Bu yönleriyle Kuvay-i Milliye'nin o asil yanı Kamil bey'de biraz emanet durmuş bana göre. Kimbilir, Kemal Tahir belki de tam bunu yapmak istemiş. Akıllar o kadar karışık, doğru - yanlış o kadar iç içeymis ki o dönem. Her an taraf değişmeye hazır, belki küçük bir menfaatin, belki bir inadın çizdiği tarafta kalmış insanlar. Yol Ayrımı'ndaki çoklu partiye geçiş denemesinde de aynı olmamış mı? Aslında ısmarlama bir demokrasi girişimi olduğu görüle biline yine de gaza gelmiş halk. Çok partili düzene geçmeye çalışma döneminin tam da Kemal Tahir'in yazdığı gibi olduğunu düşünüyorum.
Kemal Tahir'in çok güçlü bir kalemi var. Mahpushane jargonunu nasıl bir kullanıştır o. Kendisinin de yıllarca mahpus yatmasının katkısı vardır mutlaka ama her yiğidin harcı değildir bu ifade biçimi. "Kemal - Kamil" benzerliği, belki de Yazar'ın kendisini ifade etme ihtiyacından doğuyor.
Yazar, karakterler