PARFÜMÜN DANSI
“Oyunculuk uçarılık değil,bilgeliktir.” Sözünün sahibi usta romancı Tom Robbins’in okuduğum ilk kitabı. Roman bir pancarı anlatarak başlıyor şaşırtıcı olsa da. Zaten roman boyunca da pancarla defalarca karşılaşıyoruz. Çünkü roman ve kahramanları için pancar büyük bir öneme sahip. Bu önemin sebebini de romanın sonlarına doğru öğreniyoruz. Romanda birbirlerinden farklı yerlerde hatta farklı zamanlarda yaşayan insanların hikayelerine şahit oluyoruz. Seattle’da yaşayan Priscilla, New Orleans’da yaşayan Madam Devalier ve V’lu ve Paris’li parfümcü aile LeFewer’ler ile birlikte saçına düşen ilk akla beraber tahtını ve hayatını kaybedecek olan Kral Alobar ile kocasıyla birlikte diri diri yakılmamak için kaçan Kudra ve elbette olmazsa olmaz Tanrı Pan. Romanın temel örgüsünü Alobar ve Kudra’nın zaman zaman Pan’ın dahil olduğu hikayesi oluşturuyor. Alobar; krallarında ilk yaşlılık belirtileri görüldüğünde onu tahtan indirip öldüren bir ülkenin kralı ve saçına düşen ilk ak ile kaçış hikayesi başlıyor. Bu kaçış onu ölümsüzlük arayışına sürüklüyor ve bu arayışta yolu Kudra ile defalarca kesişiyor fakat her defasında ayrılıyorlar ama Kudra’nın yaşadığı yerin gelenekleri gereği ölen eşiyle birlikte diri diri yakılmamak için kaçmasıyla yolları bir kez daha kesişiyor ve ayrılmıyorlar. Ve öğrendikleri uzun ömür sırrıyla 700-800 yıllık mistik, masalsı,heyecanlı,mutlu ve huzurlu bir ömür geçiriyorlar. Alobar ve Kudra’nın Pan’la karşılaşması beraber bir yolculuğa çıkma kararları ve bu yolculukta Pan’ın etrafa dehşet saçan kokusunu gizleme çabaları zaten tütsü yapmayı bilen ve bunu tutkuyla yapan Kudra’yı kuvvetli bir parfüm yapmaya itiyor. Formülü şaşırtıcı bu parfüm ve şişesi hikayeyi günümüze, günümüzde parfümle ilgilenen diğer kahramanlara bağlıyor. Hikaye en özet haliyle