fufununkitaplığı

fufununkitaplığı
Yılanı Öldürseler
Puan vermedi·102 syf.··
2022 3. kitabı
Yılanı Öldürseler Yaşar Kemal’in şiir tadında yazdığı kısa romanı. Yaşar Kemal’in eserlerindeki büyüleyici dile hayranım. Bu kitabında da Hasan’ın ve anasının hikayesini bir şiir bir destan gibi işlemiş. Yaşar Kemal denildiğinde ilk akla gelenlerden olan Çukurova’da geçiyor roman. Babası daha o küçücük bir çocukken öldürülen Hasan’ın köylünün ve babasının baskıları ve zorlamalarıyla anasını öldürmesini konu alıyor. Anadolu’da köyde, kadının adının olmadığı topraklarda; kadın olmanın zorluğunu ve acısını sonuna kadar yaşayan Esme… Sevdiğine kavuşamamış, zorla evlendirilmiş, eşi öldürülmüş, bu ölümden sorumlu tutulmuş ve öz evladı tarafından öldürüleceğini bilerek yaşayan bir kadın. Oğlu tarafından öldürüleceğini biliyor çünkü oğlunun köyde konuşulanlara sabredemeyeceğini babasını yitiren çocuk yüreğinin bunları kaldıramayacağını biliyor. Hasan ise babasını anası yüzünden kaybettiği söylentilerine kulağı gitse de anasına konduramıyor söylenenleri. Fakat köy susmuyor sürekli bir kazan gibi kaynıyor, bunlar da Hasan’ı; Hasan’ın çocuk yüreğini yakıyor. Fakat asıl ızdırap köy sustuğunda başlıyor. Söylenmeyen ama suya havaya sızanlar gözlerden bakışlardan sızıp geliyor Hasan’ın yüreğine aklına… İşte bu sessizlikteki baskılara dayanamıyor… Yani nice söylenmeye, kötü söze, kışkırtmaya dayanıyor da sessizliğin o baskısını kaldıramıyor kıyıyor anasına Hasan. Yılanı Öldürseler bir kısa roman. Kısa Ma vurucu ve etkili. Çukurova’nın benzersiz betimlemeleriyle; akıcı, şiirsel diyaloglarıyla; kahramanların ve hikayenin gerçekliği ile sizi içine hapseden ve bir solukta okunan bir Yaşar Kemal şaheseri.
Edebiyat
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·432 syf.··
2022 2. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2022 20:29
PARFÜMÜN DANSI “Oyunculuk uçarılık değil,bilgeliktir.” Sözünün sahibi usta romancı Tom Robbins’in okuduğum ilk kitabı. Roman bir pancarı anlatarak başlıyor şaşırtıcı olsa da. Zaten roman boyunca da pancarla defalarca karşılaşıyoruz. Çünkü roman ve kahramanları için pancar büyük bir öneme sahip. Bu önemin sebebini de romanın sonlarına doğru öğreniyoruz. Romanda birbirlerinden farklı yerlerde hatta farklı zamanlarda yaşayan insanların hikayelerine şahit oluyoruz. Seattle’da yaşayan Priscilla, New Orleans’da yaşayan Madam Devalier ve V’lu ve Paris’li parfümcü aile LeFewer’ler ile birlikte saçına düşen ilk akla beraber tahtını ve hayatını kaybedecek olan Kral Alobar ile kocasıyla birlikte diri diri yakılmamak için kaçan Kudra ve elbette olmazsa olmaz Tanrı Pan. Romanın temel örgüsünü Alobar ve Kudra’nın zaman zaman Pan’ın dahil olduğu hikayesi oluşturuyor. Alobar; krallarında ilk yaşlılık belirtileri görüldüğünde onu tahtan indirip öldüren bir ülkenin kralı ve saçına düşen ilk ak ile kaçış hikayesi başlıyor. Bu kaçış onu ölümsüzlük arayışına sürüklüyor ve bu arayışta yolu Kudra ile defalarca kesişiyor fakat her defasında ayrılıyorlar ama Kudra’nın yaşadığı yerin gelenekleri gereği ölen eşiyle birlikte diri diri yakılmamak için kaçmasıyla yolları bir kez daha kesişiyor ve ayrılmıyorlar. Ve öğrendikleri uzun ömür sırrıyla 700-800 yıllık mistik, masalsı,heyecanlı,mutlu ve huzurlu bir ömür geçiriyorlar. Alobar ve Kudra’nın Pan’la karşılaşması beraber bir yolculuğa çıkma kararları ve bu yolculukta Pan’ın etrafa dehşet saçan kokusunu gizleme çabaları zaten tütsü yapmayı bilen ve bunu tutkuyla yapan Kudra’yı kuvvetli bir parfüm yapmaya itiyor. Formülü şaşırtıcı bu parfüm ve şişesi hikayeyi günümüze, günümüzde parfümle ilgilenen diğer kahramanlara bağlıyor. Hikaye en özet haliyle
Edebiyat
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Kayıp Tanrılar Ülkesi
9/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
“Babasız çocuklar tanrıya sığınırdı ama o tanrı olmayı seçti.” Berlin Cinayet Bürosundan Yıldız Başkomiser ve yardımcısı Tobias vahşi ve bir o kadar da karmaşık bir cinayet dosyası alırlar. Mitolojiye göndermelerin olduğu cinayette kurban Cemal; ailesi tarafından reddedilmiş, sanata, mitolojiye ve arkeolojiye meraklı bir yazılımcıdır. Yıldız ve Tobias cinayeti araştırırken Cemal ve ailesinin Egeye, Yunan tanrılarına, mitolojiye, Zeus Altarına ve Pergamon’a uzanan sırlarla dolu hikayesiyle karşılaşırlar. Yıldız ve Tobias cinayetin izini sürerken Cemal’in yaşadığı bölgede Nazi faşizanlığını sürdüren bazı Almanlar tarafından istenilmediklerini de öğrenirler. Tüm bunlar devam ederken ardı ardına işlenen cinayetler akıllara farklı ihtimaller getirse de hem Cemal’in ailesinin diğer üyelerinin hem de Cemal’in Nazilerle olan kavgaları cinayetlerde baş şüpheli olarak Nazi aleyhtarlığı yapan bu isimlerin gözaltına alınmasına sebep olur. Elbette şüpheleri yalnızca onlar üzerinde de değildir. Nesiller boyu Pergamon kazısında çalışmış olan Cemal’in ailesindeki sırlar da açığa çıktıkça şüpheliler listesinde onlar da yerlerini alırlar. Bu gelgitler içerisinde Yıldız’ın uğradığı bir saldırı ve sonrasında yaşanan bir baskın neticesinde aydınlanan bazı konular ve elde edilen bulgular Yıldız’ın bakış açısını değiştirmesine yol açar. Güçlü şüpheleri de olan Yıldız iç sesini dinleyerek Türkiye’ye gitme kararı alır ve soluğu Ege’de alır. Burada okuyucuları ve Yıldız’ı sürpriz bir isim beklemektedir. (Ben bu isimle karşılaşınca nedense gözyaşlarımı tutamadım. Belki size saçma gelebilir ama… Amasını romanın sürprizini bozmamak adına açıklayamıyorum.) Türkiye’de de heyecanın düşmediği bir dizi kovalamacanın ardından gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar ve yine şaşırtıcı bir final
Edebiyat
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2020 45. kitabı
Spoiler içerir !!! Uzun zamandır okumamıştım Elif Şafak. Nedense eski kitaplarında bulduğum tadı bulamayacağım korkusu vardı içimde. Ancak bu kitap iyiki okudum dedirtti. Hatta kızdım kendime okumakta geç bile kalmışım diye. Kitabı okurken konusu istanbul olan hayat kadınları olan anadoluda kadın olmak olan filmlerin romanların içinden geçtim sanki. Bu kesinlikle bir kopya esinlenme değildi de sanki yeni bir tanıdığa gittiğinde alt sokakta eski bir tanıdığa rastlamak gibi. Bu tanıdık ve bildik gelen hikaye o kadar sıcak o kadar içten ki zaman zaman kendimi o beşliden biri gibi hissettim. Elif Şafak kurgularını hep çok sevmişimdir zaten bu romanda da kurgu beni kendine bağladı ve roman aktı gitti. Elbette her Elif Şafak romanı gibi okunduktan sonra da akıldan çıkmayacak diyaloglar cümleler var. Romanı okurken hissettiğim bir diğer şey de adeta bir film izliyor gibiydim. Sahne sahne gözlerimin önüne canlandı her bölüm. Hatta bazen olayların içinde yaşadım. Leyla lüks otelin balkonunda sigara içip istanbulu izlerken sanki ben de soludum istanbulun eşsiz havasını. Gelin çıkarken genelevden klarnetin sesini duydum sanki. Daha pek çok defa yaşadığım bu hislerle akıp gitti roman. Kalemine yüreğine sağlık Elif Şafak.
Edebiyat
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,1bin okunma
Umberto art ile sanat
Puan vermedi·424 syf.··
Beğendi
·
2020 54. kitabı
·
347 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2020 00:50
Kitabı bitirmedim henüz yazmak çok doğru olmayabilir ancak bazı bölümlere takıldım. Genel olarak benim gibi resim sanatını yeni tanımaya başlayanlar için çok güzel bir kaynak. Siz de resim konusunda da bir şeyler bileyim diyorsanız gayet okunası bir kitap. Dil anlamında elbette edebi bir üslup beklemiyorum elbette ama sanki biraz daha özenli olabilirdi diye düşünüyorum. Bazı bölümlerde yazar ressamları konuşturmuş bazen de resimlerdeki kişileri. Bunu günlük konuşma dilliyle hatta zaman zaman argoya varan bi dille yapmış. Bu beni biraz rahatsız etti açıkçası. Kendi adıma ben resim sanatının da şiir gibi bir büyüsü olduğunu düşünüyorum ve o büyüyü bozacak şeylerden uzak olması gerektiğine inanıyorum. Nihayetinde ise kitabı aslında beğendim. İçerisinde okurken direk anlatılanlar ve bahsedilip benim araştırdığım konular ile pek çok yeni bilgi edindim.
Kültür-Sanat
Umberto Arte ile SanatUmberto Arte · Destek Yayınları · 20191,055 okunma