O güne kadar aklıma asla gelmemiş olan, insanlarla farklı türde bir yakınlaşmanın o olağanüstü deneyimini yaşadım: Hiç tanımadığım insanlarla birlikte hiç tanımadığım bir insanı linç ettim.
İtaat, suçluluk duygusu ve vicdan azabının panzehiriydi! Herkes itaat etmeliydi! Hepimiz, itaat edecek birini bulup suçu ona atmalıydık! Tanrı, bunun için vardı! Dünyanın bütün kralları, imparatorları, diktatörleri ve devlet başkanları itaat edebilsin diye! İtaat denilen çamaşır suyunu vicdanlarına döküp, “Her şey Allahtan!” diyerek uykuya dalabilsinler diye!