Fulden Avcı

Fulden Avcı
@Fuliendriel
İngilizce Öğretmeni
MSKÜ-Lisans / HAKKARİ ÜNİ.- Yüksek Lisans
15 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
İlham Arayan Her Bir Kadına…
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 15:06
Kimisi bilinen birinin kızı, kimisi bilinen birinin kardeşi, kimisi de bilinen birinin aşığı… Kim bu kadınlar? Adları perdeler arkasında bırakılmış ve insanların zihninde biri olamamış binlerce kadından sadece birkaçı. Kimisi eğitimden mahrum bırakılmış, kimisi evlendirilmiş, kimisi aşkının peşinde perişan olup yitmiş kadınlar. Yitmiş dediğime bakmayın o sadece hikayesini bilmeyenlerin gözünde. Her biri mükemmel, her biri savaşçı, her biri büyük bir deha… Bir kadın olarak okurken duygulandığım, üzüldüğüm, öfkelendiğim ama her hikayenin sonunda gurur duyduğum bir kitap. Hem bu mükemmel kadınlarla onların hikayeleriyle gurur duydum hem de kadın olmaktan gurur duydum. Duvarlar arasında sıkışmış, perdeler arkasına itilmiş, sürekli birinin bir şeyi olmaktan sıkılmış kendisine bir ilham ve dayanak arayan her kadının okuması gereken bir kitap. Kadınları küçük gören, değersizleştiren, başarılarını görmezden gelen her erkeğe de okumasını tavsiye ederim ama onların ufacık beyinlerinde bir düşünme kıpırtısı yaratır mı bilemiyorum. Saygılarımla… Sadece Bir Kadın… Hem çok güçlü hem çok değerli…
Boyun Eğmeyen KadınlarBahar Eriş · Alfa Yayınları · 2025328 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bilim Kurgu Nasıl Hayalkırıklığına Dönüşür?
3/10
·432 syf.··
2026 2. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 22:21
İlgili okuyucuların DİKKATİNE! Bu inceleme yazısı bolca Spoiler ve hayal kırıklığı içermektedir. :( Mara gözlerini açtığında bir hastane odasında, bir bacağı alçıdadır. Büyük bir kaza geçirdiği ve hafızasını kaybettiği söylenir. Fakat gerçek bambaşkadır. Bu roman Mara’nın on yıllardır uyuduğunu öğrenirken ve öğrenirken yaşadıklarını konu almış. Bilim kurgu alanında yazılmış. Konusu ve hikayesi çok güzel. Ana karakter iyi düşünülmüş ve kurgulanmış fakat diğer karakterlerin, yardımcı ana karakterler de dahil olmak üzere, altı boş kalmış. Bu sebeple hikaye ve konu derinliğini yitirmiş. Gelecekte geçen bu hikayeyi okuyucuya daha iyi kavratabilmek adına yönetim sistemi, sistemdeki elementler, teknolojik gelişmeler, deneyler ve bunlara bağlı terimler sayfalarca anlatılmış da anlatılmış. Benim okuma deneyimimde gereksiz ve var olmayan bilim, buna bağlı deney ve terimlerle zihnim yoruldu. Hikayenin keyfini çıkaramadım açıkçası. Karakterlerin hayatlarını kitabın ortalarından itibaren birbiriyle kesiştirmeye çalışmış yazar fakat bazıları çok zorlama kalmış. Mesela sırf yönetim sistemini anlatabilmek adına hikayeye dahil edildiğini düşündüğüm “Kelda” karakteri ana karakteri 3 kere görüyor sırf merakından ve bunlardan biri de kitabın sonunda. Kelda’dan bahsetmişken, yönetim sistemi içerisinde oluşmuş gizli örgüt çok çabuk dağılıyor. Sebebi de örgütteki en baskın karakterlerden biri olan Kelda’nın yönetim kuruluna (Tol) girdikten sonra öyle istemesi. “Hadi bakalım ben kurula girdim Voltran bitmiştir.” Böyle bir dağılış olabilir mi? Mesela Mara’nın çocuğunu bulma yolculuğu da çok çabuk sona eriyor. Kavuşma? Kavuşma yok. Kitaptaki eksik ve boşlukları saymakla bitiremem. Kitabın sonu o kadar saçma bitiyor ki sanki teslim tarihi gelmiş bir ödeve alelacele yazılmış bir son gibi. Tam
MegaverseUzay Görmüş · Eksik Parça · 202335 okunma
Nereden Bakarsak Bakalım Öfke Dansı Tek Kişilik Bir Solodur.
9/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
94 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 10:42
Öfke, herkesin duymayı hakkettiği duygulardan bir tanesi. Öfkelendiğimde kendimi kötü hissedirim aslında. Haksızlık ettiğim bir duyguydu bu kitabı okuyana kadar. Oysaki zarif ve güçlü bir şekilde yönetildiğinde belki de en belirgin ve gerçek duygularımızdan biri. Kişisel gelişim kitaplarıyla aram soğuktur. Okurken kendimi iyi hissetmem. Bana keyif vermezler. Sürekli üstten bir dille yazılmış gibi, hep bir şeyleri en iyi o biliyormuş gibi davranan biriyle konuşuyormuşum gibi hissettirir bana. Bu kitapla fark ettim ki kişisel gelişim kitaplarına bile öfkelenebiliyor insan. Bu kitap bana öfkemi kabullenmeyi öğretti diyebilirim. Biraz uzun sürdü okumam çünkü her bölümde kendimde ve ilişkilerimde öfkemden ve tepkilerimden izler buldum. Kitabın sonlarına doğru yazar “ Başlangıçta küçük düşünün, ama düşünün.” diyor. Kitabı okumaya başladığımdan beri küçük küçük düşündüğümü fark ettim. Ben olsam hangi konumda olurdum? Ben olsam nasıl yönetirdim? Cevaplar da buldum. Her ne kadar öfke duymak için en az bir etkene daha ihtiyacımız olsa da aslında öfke tek kişilik bir solo dans. Dansın içerisinde nasıl hareket edeceğini, sınırlarını, pozlarını, duruşlarını ve dansı nasıl sonlandıracağını kişi kendisi belirler. Dansı iyi yöneten dansçı bittiğinde huzurlu ve mutlu olur. Tatmin olmuş bir şekilde hayatına devam eder. Öfke dansı da işte aynen böyle. Öfkemin sorumluluğu benden başka kimseye ait değil. Ve onu nasıl karşılayacağıma da ben karar veririm. Bu düşünce artık zihnime yerleşti. Daha hiçbir ilişkimde (aşk-arkadaşlık-aile fark etmez) denememiş olsam da şimdiden kendimi öfke duygumdan daha güçlü hissediyorum çünkü biliyorum o sadece yaşanmayı hak eden bir duygu ve kontrolü benim elimde. Öfkesini yaşayamayan veya kontrol edemeyen, benim gibi öfkesinin sorumlusu olarak hep
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,869 okunma
Kocaman Şişko Bir Kediden Öğrendiklerim
10/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 00:00
Zorba (kitapta tanımlandığı haliyle) kocaman şişko kara bir kediydi. Ben tombikto demeyi tercih ederim aslında. Boynunun altındaki beyaz kalp şeklindeki küçük alan dışında kapkara olan bu kedi daha henüz yavruyken meraklı ve macera düşkünü bir kişiliğe sahipti. Annesinin kardeşleriyle birlikte ona baktığı küçücük dünyaları olan kutudan limandaki büyük dünyayı merak ettiği için çıktığında kendisini sadece farklı ve büyük bir dünyanın değil bazı tehlikelerin de beklediğinin farkında değildi. Küçücük yüreğindeki merak duygusu ve keşfetme istediği annesinin uyarılarına baskın geldiğinde kutudan çıkıp limanı keşfetmeye başlamıştı. Görece büyük bir ağzı olan pelikan kendisini yuttuğunda küçücük tırnakları onu kurtarmaya yetmedi. Tam o anda ufak bir oğlan çocuğu onu koca pelikanın ağzından alıp küçücük kalbine bastırdı ve yeni yuvasına götürdü. Sahiplenilmek ve korunmak duygusunu ilk o zaman tatmıştı. Büyüdü ve kocaman şişko bir kedi oldu. Evde yalnız kaldığı bir yaz tatili başlangıcında insanoğlunun kötü ve kirli davranışları yüzünden petrole bulanan zavallı dişi bir martı balkonuna iniş yaptığında ne kadar büyük bir sorumluluk altına girdiğini fark etmemişti. Küçücük bir yumurta bıraktı zavallı martı Zorba’ya ve belki de imkansız yeminler ettirdi. “Yavrumu büyüt ve ona uçmayı öğret.” Zorba ve diğer liman kedilerinin kendilerinden çok farklı olan bir yavruya sahip çıkmasının öyküsü. Zorba’nın zavallı anne martıya verdiği sözleri tutma çabasının öyküsü. Her ne kadar kısa ve yalın olsa da duyguları o kadar güzel geçiyor ki insana, inanılmaz keyifli bir öykü. Dünyayla olan bağlantımızda insanın doğaya verdiği zarar ve belki de hiç tahmin edemeyeceğimiz sonuçlarıyla yüzleştiriyor bizi. 110 sayfalık bir çocuk kitabında bir kediden öğrendikleriniz sizleri şaşırtabilir. Martıya Uçmayı Öğreten Kedi
Martıya Uçmayı Öğreten KediLuis Sepulveda · Can Çocuk Yayınları · 20202,705 okunma
Tozlanmış duygularım da Ayı ile beraber dönüyor
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 10:42
Küçük bir kız çocuğu hayatla kuramadığı bağı vahşi bir hayvanla kurabilir mi? Peki aradan geçen bir yıldan fazla süreye rağmen vahşi doğada kendisini bulan bir kutup ayısı bu küçük kızla olan özel bağını hatırlayabilir mi? April Ayı Adası’ndan döneli yaklaşık bir yıldan fazla oluyordu ama hala Ayı ile olan bağını kuvvetli bir şekilde hissediyordu. Ayı da aynı şekilde onu özlüyor muydu acaba?  Bir gece onu derin uykusundan uyandıran bir ses duydu. Bu Ayı’nın kükremesiydi buna emindi. Ayı’nın ona ihtiyacı vardı Ayı Adasına geri dönmeliydi. Kutuplarda geçen bu maceranın devamının gelmesi beni aşırı mutlu etti ve heyecanlandırdı. Kitabı okurken resmen nefesimi tuttum. April’in Ayı ile olan bağı o kadar güçlü ki kitabı okurken kendimi sürekli o bağı ve getirdiği duyguları hissederken buldum. İlk kitap olan Son Ayı’yı okurken 28 yaşındaydım. Şimdi bu kitabı, Ayı Dönüyor’ü okurken 30 yaşındayım. 11 yaşındaki bir çocuk heyecanıyla okudum. Ayı’yı 11 yaşındaki bir çocuk kalbiyle sevdim. 11 yaşındaki bir çocuk merakıyla çıktım bu maceraya April ile beraber. Eğer sizde hayatla bağ kurmak konusunda kendinizi kısıtlanmış hissediyorsanız April ile bu maceraya çıkmalısınız. Çocuk kalbimizi ve ruhumuzu besleyen bu öykü bence insani ilişkilerimizin bu kadar bozulduğu bir dönemde bize yani yetişkinlere çok büyük bir ders veriyor. Bu bir kitap hakkında yazdığım ilk inceleme. Nasıl yazılması gerektiğini bilmiyorum. Sadece kitap o kadar derinden etkiledi ki onun hakkında bir şeyler yazmalıyım diye düşündüm. Kendi adıma hayatın vahşi tarafıyla bağ kurmamı sağlayan April ve Ayı’ya teşekkür ederek bitirmek istiyorum. Ve bu öyküyü mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Ayı Dönüyor Hannah Gold
Ayı DönüyorHannah Gold · Timaş Genç · 2023344 okunma