Bu kadın(Agatha Christie), bunu nasıl yapıyor cidden aklım almıyor. 8 yaşındaki çocuğa kadar herkesten şüphelendim, yine şüphelenmediğim birisi katil çıktı. Çok akıcı bir kitaptı. Çok merak ettiriyor bir şeyleri. Elimden bırakmakta çok zorlandım.
Kitapta anlatılan olaylar çok müthiş. O kadar ki, insan gerçekliğini sorguluyor. Yazar da çok güzel anlatmış. Bir ara yarım kalacak sandım ama sonunu iyi bağlamış. Ancak beni okurken rahatsız eden bir kaç konu var. Birincisi, olaylar çok gizemli işleniyor aslında. Yazar hastasını nasıl kendisi adım adım keşfettiyse okuyuculara da öyle sunuyor. Ama teşhisleri tak diye başlığa koymuşlar. Yazarın o ihtiyatlı anlatım biçiminin hiçbir anlamı kalmıyor. İkincisietti, yazarının ( Gülseren Budayıcıoğlu) aşırı "pick me" olması. Okurken "sensinnnnn" deyip durdum. En alakasız konuları bile kendisine, ailesine, ne kadar iyi bir doktor oduğuna, ailesinin ne kadar mükemmel olduğuna, kocasının ne kadsr harika olduğuna getiriyor. Okurken bu tarz şeylerdeki tavrı basit bir kendini pohpohlama değil de apaçık kibirlenme olarak algılanıyor. Üçüncüsü ise (burdan sonrası biraz spoiler) yazarın son hikayedeki kadına tutumu beni çok rahatsız etti. Diğerlerinin her pisliğine keşiş gibi anlayışlı yaklaşıyordu, ona gelince ne oldu? Ona karşı saygısız ve set çıkışları beni okurken rahatsız etti.