Bir insan ne istediği konusunda yanılmasa da onu elde ettiğinde mutlu olacağına dair yanlış bir inanç taşıyabilir. Bernard Shaw’ın dediği gibi: “Şu hayatta iki trajedi vardır. Birincisi, kalbinizin istediğini elde edememektir. Diğeriyse elde etmek.”
Bir insan bir konuda bir fikre kapıldıysa diğer her şeyi bu fikre uyacak ve bu fikri destekleyecek yöne çeker. Aksi yönde çok sayıda ve oldukça sağlam örnekler olsa dahi bunları görmezden gelir, küçümser, bunları görmekten kaçınır veya reddeder. Bu büyük ve ölümcül önyargı nedeniyle bilgili olduğuna dair inancına halel gelmemiş, otoritesi çiğnenmemiş olur.
Geçmiş zaten geçmiştir ve artık yapacak bir şey yoktur. Şu an bir eyleme devam etmek bana zarar verecekse geçmişte ne kadar yatırım yapmış olduğunun bir önemi olmamalıdır. …eğer bir eylemden yarar sağlayacaksam, ona daha önceden yatırdığım ve artık çoktan kaybetmiş olduğun miktar mühim değildir. Tüm kararlar yalnızca mevcut duruma göre verilmelidir. Geçmiş, ondan çıkarılacak dersler haricinde, geleceğe bakarken görmezden gelinmesi gereken bir mefhumudur.
Önce Irving Janis, sonra da George Orwell, bağları kuvvetli olan gruplardaki aşırılaşma eğilimini “grup düşüncesi” (group-think) terimiyle adlandırmıştır. Janis’e göre böyle gruplar, aşırı iyimserliğe eşlik eden biri yanılmazlık illüzyonu geliştirirler. Kendilerini rahatsız edecek olan bazı gerçekleri görmezden gelirler, kendi ahlaklarının doğruluğundan o kadar emindirler ki, kendi amaçlarına uygun düşen ahlaksızlıkları mubah görürler, rakip ya da düşman gruplar için kalıplaşmış önyargılara sahip olup onları aciz ya da şeytani olarak nitelerler. Farklı düşünenleri sustururlar ve üyeler de kendi kuşkularını, gruba uymak adına bastırırlar. Böylece grupta gerçekte bir görüş birliği varmışçasına bir illüzyon yaratılırken, grubun görüşlerine uymayan bilgiler grup üyelerinden özenle saklanır. Şu iki husus da anılmaya değer. İlk olarak, liderler bir danışma kurulu oluşturulurken kendisinden çok farklı fikirlere sahip olan veyahut kendisinden daha zeki ya da tartışma konusunda kendisinden daha başarılı olan üyeleri tercih etmezler. Böyle olacağı kesin olarak kanatlanamaz ama liderler öz saygılarını muhafaza etmek için çevrelerine yandaşlarını toplamak durumundadırlar ve bu da daha evvel bahsettiğimiz aşırılaşma eğilimine destek olur. İkinci olarak, bir kurulun lideri varsa de üyelerin de bu lider aracılığıyla elde ettikleri menfaatler varsa, üyeler liderlerini memnun etmek isterler. Zararsız gibi görünse de arzu edilir olmayan bu durum yüzünden lideri benimseyen üye sayısı arttıkça, liderin aşırılaşmış görüşleri üyelerde daha aşırılaşmış olarak yansıma bulacaktır. Bu tipik bir kısır döngüden başkası değildir.