“Şimdi” diyor Kurşuni dudaklar “az önce yaptığın gibi bana bütün hikâyeni anlatacaksın. Hepsini yazacaksın. Bana hikâyeni tekrar tekrar anlatacaksın. Bana bütün gece yürek paralayıcı boktan hikâyeni anlat.”
“Anlattığın şeyin” diyor, “sadece bir hikâye olduğunu anlayacaksın. Ve aynı şeyleri bir daha yaşamayacağını. Anlattığın hikâyenin sadece kelimelerden ibaret olduğunun farkına vardığında, geçmişini bir kâğıt gibi buruşturup çöpe atabildiğinde” diyor, “işte o zaman senin kim olacağına karar vereceğiz.”
Ne kadar dikkatli olursanız olun, hep bir şeyleri kaçırmış gibi hissedeceksiniz; sizi derinden etkileyen, tamamını tecrübe edemediğinizi söyleyen o berbat his. Dikkat kesilmeniz gereken dakikaları hızlı geçmenizin yarattığı o zavallı duygu hep kalbinizde olacak. Yani o hisse alışsanız iyi olur. Günün birinde tüm yaşamınız bu histen ibaret olacak çünkü.
İrrasyonelliğe dair bunca neden sunmuşken, “iyi de bunu azaltmanın bir yolu yok mu?” sorusu sorulabilir. Bu konudaki en genel yaklaşım insanları açık fikirli olmaya ve bir sonuca varmadan önce tüm delilleri dikkatlice gözden geçirmeye teşvik etmek ve insanların gerektiğinde fikir değiştirmenin bir zayıflık değil, aksine güçlülük göstergesi olduğunu fark etmelerini sağlamaktır. Ayrıca insanlara inandığı fikirlerin aksi yönündeki kanıtları aramayı ve eğer bulurlarsa da bu kanıtı çarpıtmak ya da görmezden gelmek yerine değerlendirmeyi öğretmek gerekir.