Çok hasetli insanın tedavi edilmesi imkânsızdır; hiçbir zaman tatmin olamaz, çünkü haseti kendi içinden kaynaklanmakta ve böylece her zaman yönelecek bir nesne bulmaktadır.
Bir zamanlar teoloji ve felsefenin ele aldığı önemli sorunları göz ardı etmeye şartlandırılan bizler, bunlar yerine hayatla başa çıkma mekanizmalarına odaklandıkça ihtiyaçlarımızı asla tatmin edemeyeceğiz.
Yasın halk arasında ifade edilmesinin hor görüldüğü -ve hatta ölçüsüz bir davranış olarak anıldığı- günümüz Batı’sında, birini kaybetmenin dinamikleri gizemli bir diyara itilmiş, baskın ve toplumsal açıdan buyrulan davranışların ortasında koca bir kamuflaja bürünmüştür.
Yaşanmış tüm vakalarda canını isteyerek almış kişinin bir sorunu olduğuna dair varsayım varlığını halen sürdürüyor. Bir zamanlar günahkârlar ve suçlular olarak etiketlenirken, intihar edenler artık doğrudan akıl hastası, duygusal bakımdan dengesiz veya sosyal yönden uyumsuz addediliyorlar.
Batı’nın gelişmiş ülkelerinde bile, rasyonel bir tercih olarak intihar, kürtajın aksine, meşru veya ahlaken kabul edilebilir bir eylem olarak nadiren kabullenilir ya da savunulur. Günümüzde intihar, kendi adlarına sorumluluk alan ve kararını, soğukkanlı bir değerlendirmenin ardından akla yatkın bulgulara dayandıran makul bireyler tarafınca yapılan bir seçim olarak pek ciddiye alınmaz. İnsanlar varoluşlarının manası üzerine kafa yorma kabiliyetine sahip olabilirler, ancak kültürümüz ağırlıklı olarak, hangi sebepten olursa olsun yaşama isteğini kaybeden ve doğal bir süreci hızlandırarak kendi hayatlarını sonlandırmayı tercih eden kişileri küçük görmeye devam ediyor.
Kitle iletişim araçlarındaki imgelerle kışkırtılan tüketici odaklı kültürümüz ve güzelliğe dair toplumsal olarak kurgulanmış ideallerimiz, sağlıklı bir yaşam tarzının olmazsa olmaz bir unsuru olarak genç bir görünümü teşvik etmektedir. “Yaş yönetimi” kurumları, 80 veya 90 yaşlarında fiziksel ve zihinsel açıdan sağlıklı kalmaya kararlı kişilere egzersiz programları, rejimler ve ilaç desteği sunar. Reçetesiz satılan kozmetik ürünlerinden, bıçak altına yatılan ameliyat takviyelerine dek, hepimiz uzun yaşamayı ve genç görünmeyi, bedeli veya gerekçeleri ne olursa olsun, istiyoruz.
Asıl sıkıntı da bu. Gerekçeler sınırsız, bedeller emsalsiz. Dahası, varılmak istenen muğlak hedefe giden yol, istenmeyen sonuçlara gebe. Bunlardan ilki daha uzun yaşamın, daha saygın nitelikli bir hayatın garantisi olmayışıdır.