'Ne kadar yavaşsın.'
'Ne kadar beceriksizsin.'
'Bir onu yapıyorsun, bir bunu! Ne ayran gönüllüsün.'
'Hadi çabuk olsana!'
'Bırak bırak! Ben yaparım!'
'Uğraştığın işlere bak! Ne gereksiz şeyler yapıyorsun!'
Bütün bu cümleler çocuğun var olan istidadını, fıtratını özünü reddeden cümlelerdir. Bunları duyan çocuk zaman içinde kendi olmaktan vazgeçtiği bir mekanizma geliştirerek rol yapmaya başlar. Yavaşlığı kabul görmeyen çocuk hızlanır, ilgi alanı kabul görmeyen çocuk ilgi alanını yetişkinlere göre ayarlar, becerisi kabul görmeyen çocuk annesinin istediği konularda kabul görmeye çalışır, ağlaması, gülmesi kabul görmeyen çocuk duygularından uzaklaşır... Böylece zaman içinde özgünlüğünü kaybeder. Rol yapmaya, - mış gibi davranmaya başlar.
Yetişkinlik yıllarına taşınan bu hal insanın iç huzursuzluğunun hem kamuflajı hem de temel nedenlerinden biri olur. Kendi esmasını bulamayan (aramak için çaba harcamayan) insan, insanlar nezdinde başarılı, güçlü ya da özgüvenli gözükse de iç dünyasında ince bir kristal gibi narin ve kırılgandır.
Syf 58 #HaticeKübraTongar #İyileşençocukluğumİYİLEŞENANNELİĞİM