Televizyonda söylüyorlardı geçen, kara delikler yakınlarındaki yıldızlardan kopan parçaları yutarak büyüyormuş. Tıpkı insanlar gibi. İnsanlar da içlerinin karanlığını, ruhunu emdikleri başka insanların aydınlığıyla besliyor. Anlasana, herkes birbirinin katili. Ama sorsan, herkes Çobanyıldızı, herkes incitildi, herkes aldatıldı. Peki o zaman inciten kim, kim kırdı bunca insanı? Şunu kafana sok artık, kötülük bu türün hamurunda var."
Çok gören biri, kendini ancak az gören biriyle tamamlayabilir çünkü bence. Fazlalık da bir nevi noksanlık neticede. Herkes ne yapıyorsa onu yapmak ister beş buçuk yaşındayken insan. Ve bu arzusu devam eder büyüyünce de. Kendine benzemeyenler den korktuğu kadar, başkalarına benzeyememekten de ödü kopar. Bu yüzden ha bire dünya yüzündeki varlığını dengeleyecek birini arar. Öbür yarısını. Kendine en çok benzeyeni değil, onu bir bütüne tamamlayacak ya da eksiltecek olanı.
Okul birincisi olduğum gün, abim tören sırasında okulun önünden geçiyordu. Beni gördü ve durdu, töreni sonuna kadar izledi. Akşam eve gittiğimde bana kimse bir şey söylemedi, ne aferin ne de başka bir şey. Okul birincisi olmamı umursamadıklarını sandım, en çok üzüldüğüm günlerden biri oldu bu.Yıllar sonra anneme "okul birincisi oldum, aferin bile demediniz," dedim.
"Ne zaman oldun?" dedi annem. "Benim haberim yok."