"Kavuşmak ne müşkül ayrılmak ne zor senden
Dönüyorum lakin kalbim dönmüyor senden
Gelme biyhude deme, söyleme, biraz dur
Vuslat sensin ki bu yol, mecburlar yoludur"
"Burkay ölmekle ızdıraptan kurtulmuş olmadı. Her yıl
bahar olup çiçekler açtıkça, Açığma-Kün’ü görüp sevdiği çam
ağacının yanında ruhu dolaşıyor, «Izdırap çekiyorum. Sen de
beni seviyor musun?» diye inliyor. O günden bugüne kadar
bin yıl geçtiği halde Burkay her bahar orada ağlıyor. Yanında
duran Açığma-Kün «Sus, sus, ben de ızdırap çekiyorum.»
diye yanıp yakılıyor. Fakat «Ben de. seni seviyorum.»
demiyor ve yıllar böylece akıp geçiyor..."