Mecburlar Yolu

Ahrar

Rafet Elçi
Tahmini Okuma Süresi:
18 sa. 8 dk.
Sayfa Sayısı:
640
Basım Tarihi:
Ekim 2013
Yayınevi:
Litera Yayınları
ISBN:
9789756329894
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Türler:
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ahrar Kime Yarar?
Puan vermedi·640 syf.·
2026 3. kitabı
Takdim Ömer Cömert nam muhterem olmasa, inceleme yazmaya beni teşvik edecek bir adem bulamayacak, bu gibi mühim teşebbüslerden bigane kalacağım handiyse. erhan Burtul’un Ahrar’a dair dört başı mamur, efradını cami, ağyarını mani bir inceleme yazmış olması; bu kitabı tahlil etmemem için yeterli bir sebep olabilirdi. Şayet kitap her ikimize de farklı bakış açıları sunmuş olmasa idi. Sözü daha fazla yormadan Bismillah diyelim. Teessür-i Evvel “‘Kitaplar ikiye ayrılır’ demiş Pârisa. ‘Tekrar tekrar okunacak olanlar ile hiçbir vakit okunmaması gerekenler. Şayet kitabın bu ikincilerdense ‘anlaşılsın’ diye tasa etme. Şayet birincilerdense ya seçkinlere hitap ediyordur ki onlar anlarlar ya da anlayana kadar okurlar. Şu halde zor olanı yap çünkü sen insansın; senin bir seciyen olmalı.’” (Sy. 338) 4 ay kadar önce, kitabı okumaya başlamış, 3. günün sonunda 300 küsür sayfaya ulaşmıştım. Bütün büyük hazlar gibi; henüz ortada hiçbir sebep yokken ani bir terk ile 4 ay boyunca dönüp yüzüne bile bakmamıştım. Geçtiğimiz haftalarda tekrar elime aldığımda, “Aramıza bir soğukluk girmiş olmalıydı. Peki neden öyle olmadı?” demekten kendimi alıkoyamayacak sempatiklikte içine çekmişti beni Ahrar. Tüm dünya nimetlerinde olduğu gibi bu güzelliğin de son sayfaya kadar devam edeceği yanılgısını tatmıştım. Rafet Elçi’nin üslubu, gerçek bir roman okuduğunuzu size henüz ilk sayfalarda deruhte ediyor. Devreden cümlelerdeki titizliği başta olmak üzere romanın muharrirden talep ettiği hemen her unsuru ustalıkla işlemiş zat-ı şahaneleri. Neyse, sadede gelelim. Ömrün sayfaları tükeniyor. Göz gördüğü ile, kulak işittiği ile vesair organlarımız fonksiyonel amaliyeleriyle tanıklık ediyor bu tükenişe. Ama el… o el yok mu o el! “Dünyayı hafife almayın efendimiz. İsa’ya rağmen,
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
7/10
·640 syf.··
2025 38. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 11:48
Ahrar, Rafet Elçi'nin Şair'den sonra okuduğum ikinci romanı. Ahrar için, tarihî bir dekor üzerinde yazılmış bir tasavvuf romanıdır diyebiliriz. Tarihî dedik çünkü eser Aksak Timur ile Yıldırım Bayezid arasında 1402 yılında geçen meşhur Ankara savaşının sonu ile başlıyor. Savaş neticelenmiş ve Bayezid esir düşmüştür. Timur savaş meydanını gezdikten sonra esir olduğu çadıra gelerek Yıldırım Bayezid ile görüşmek istiyor. İşte tam burada aralarında muhteşem diyalogların geçtiği güzel bir bölüm okuyoruz. Sonrasında hikaye "flashback" ler yani geriye dönüşler ile devam ediyor ve bize Ankara savaşının hazin sahnelerini de tasvir ediyor. Ankara savaşının kaybediliş hikâyesine baktığımızda yine ihaneti görüyoruz. Savaşın henüz ortada olduğu ve zafere Osmanlı'nın bir adım daha yakın olduğu bir anda Kara Tatarlar denilen 10 bin kişilik birliğin Bayezid'e ihanet ederek Timur tarafına geçmesi savaşın seyrini değiştiriyor ve peşine Türkmenler de Timur tarafına geçince artık mağlubiyet kaçınılmaz oluyor. Belki de kader böyle yazılmıştı. Timur'un bu "zaferden" kısa bir süre sonra öldüğünü tarih derslerinden biliyoruz. Yazar, Timur'un öldüğü tarihlerde henüz bir yaşında olan bir çocuğu tanıtarak hikâyesine devam ediyor. Bu çocuk: Bir veli olan Nusreddin Ubeydullah Ahrar'dır. Doğduğu yer, o devirde Timur'un memleketi olan bugün ki Özbekistan'ın Taşkent vilayetine bağlı Bağistan köyüdür. Timur'dan sonra bir taht kavgası başlar ve bu sıralarda tahtı ele geçiremeyen oğullar ve prensleri için de tehlikeli günler başlamıştır. İşte bu sırada iki prensin kaldığı saraya, kışkırtılan halk tarafından bir baskın yapılır ve saray yağmalanır. Bu yağmayı bir ağacın dalından "ibret" için seyreden Abdal Hüseyin'in kadın ve para ile olan çarpıcı imtihanının yer aldığı bu 25 sayfalık bölüm oldukça
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
Bulanlar Arayanlardır
Puan vermedi·639 syf.·
2020 30. kitabı
“ ‘Allah’ı neden göremiyoruz?’ diye sordu. Dedesi ‘Her yerde de ondan” dedi. ‘Her yerdeyse neden görmüyorum?’ diye sordu. Dedesi ‘Her yerde olan hiçbir yerdedir’ dedi. “ Âdemoğlu dünyaya düştü düşeli bir avuç kadar çehrede çeşit çeşit insan geldi geçti bu diyardan. Çehreleri olduğu kadar duyguları, düşünceleri, eylemleri de birbirinden farklı oldu. Halbuki hepsi aynı yerden gelmişti. Kimisi bilmiyordu belki ama hepsi aynı yere de gidiyorlardı. Aynı yerden gelip aynı yere giden bu insanları birbirinden ayıran neydi peki? Bunca farklılık varken ayrım tek bir şey olabilir mi? Olamaz. Yine de tüm o ayrımlar aynı yerden gelen insan nevinden toplanırsa sonuç olarak ortaya şu kelime çıkacaktır; arayış. İnsan aradığıdır derler ve insan sayısı kadar aranılan şey var denilebilir. Fakat arayış tek başına birleşimdir, ortak kümedir, tüm o farklılıkların odak noktasıdır. Tabiri caizse çokluktaki birlik. Tek bir. Madem insan aradığıdır öyleyse neyi aramalı? Bunca çokluk içinde nedir aramaya değer olan? Kısaca yanıt vermek gerekirse çok olanı bir yapan neyse odur. Çok olduğu sanılanı birleştiren neyse odur. İşbu noktada başka bir soru meydana çıkıyor; peki, bu aramaya değer olanı nerede aramalı? Cevap basit göründüğü kadar çetin de; her yerde. */*/*/* “Tarih bir nehir değildir, tarih bir denizdir.” Yıldırım Bayezid ile Emir Timur, arayışlarını fetihleri aracı kılan hükümdarlar, on beşinci yüzyılın henüz başlarında Çubuk Ovası’nda karşı karşıya geldi. Zahiren bakıldığında Müslüman olan bu iki tarafın hiçbir surette yüz yüze gelmemeleri gerektiği söylenebilir. Sırtlarını birbirlerine dönüp yollarına bakmaları gerekirdi. Anlatılanlar tarih sayfalarından ibaret maalesef. Birisi ordusunu çoğaltmak için diğeri Çin’e rahatça sefer düzenleyebilmek için Ankara’da birbiriyle savaştı yazar
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
8/10
·640 syf.··
2019 25. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2019 15:24
Türk İslam dünyasında, Timur, Yıldırım Bayezit, Uluğ Bey dönemlerini anlatan, dönemin sosyo-kültürel, askeri, siyasi ve dini yapısını anlatan, ilginç bilgiler öğrenebileceğimiz güzel bir kitap.
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
Puan vermedi·640 syf.··
2025 30. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 19:56
Rafet Elçi Sadece yazar'a ve çok severek okuduğum Şair "Şair"e hürmeten okuyup bitirdim. Bana hitap etmedi, beklentilerimin çok altında kaldı. Okuyucu pazarına uygun olsun, okunsun diye yazılmış kocaman kitap. Bu ay çok sevdiğim yazarlardan okuduğum ve hayal kırıklığına uğradığım ikinci kitap. Umarım bu son olur...
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
☆ A H R A R ☆
9/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 49. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2025 19:04
ʙᴀɴᴀ ᴅᴜâ ᴇᴅɪɴ,ʙᴇɴ ᴛᴜᴛᴜɴᴀᴍıʏᴏʀᴜᴍ.. Bu sözler 15. yüzyılın büyük Nakşibendi şeyhi Ubeydullah Ahrar'a ait.. Bazı kitaplarda baş karakter kitabın sonunda doğar. Dünya hayatı onun doğumuna hazırlanır. Esasında bu hazırlık ,tüm insanlar için geçerlidir . On sekiz bin âlem içinde,bizi eşref-i mahlukat olarak şereflendiren Rabbim'in, her kuluna aynı değeri verdiğine ve bu süreci tüm kulları için hazırladığına inanıyorum. Konumuzdan devam edecek olursak bu kitap, Ubeydullah Ahrar'ın, o doğmadan önce,onun doğacağı coğrafyada yaşanılanları ve o doğduktan sonraki hayatının bir bölümünü konu alıyor. Kitap,Yıldırım Bayezid ve Timur'un ,Ankara Savaşı ile başlıyor. Ubeydullah Ahrar'ın, tasavvufi olarak sancılı doğumu ve gelişimi ile nihayetleniyor. Biyografik bir kurgu olarak niteleyebilirim. Nakşibendi tarikatıyla ilgili bilgiler bulunmuyor. Daha çok evrensel insani değerlerle ilgili temalar işlenmiş. Kitapta çok çeşitli alt metinler ve temalar var. Başlayalım; Kitabın giriş kısmı ,yazıyı sentezlediğim şu cümlede toplanıyor. : ︎︎︎"Kainatta insan dışındaki canlıların,birbiriyle kavgasız,tüm doğayı ve birbirlerini besleyerek ilerlemesine karşılık, insanlık savaşıyordu..". ︎︎︎ Kitap, bir tarih yolculuğuyla başlıyor. Yıldırım Bayezid ,Ankara Savaşı'nda yeniliyor ve Timur'a esir düşüyor. İkisi de kıymet verdiği alimlerini dinlemeyerek bu savaşa giriyorlar. İkisi arasında olan bu çatışmanın ,cihad mı yoksa savaş mı olduğuna değiniliyor. Cihad; sözle anlatılan ,mücadele edilen bir durum ile ilgili sonuç elde edilmediğinde, zulme ve adaletsizliğe karşı duruşu ifade eder. Bu bir istila ya da intikam arayışı değil,bir ağacın rüzgara karşı kendini savunması gibi,meşru müdafaadır... Dolayısıyla, ikisi arasındaki savaşın, tam manasıyla cihad olmadığı -her ne
Tasavvuf
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
9/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2020 74. kitabı
Kapakta kocaman bir yazı; Ahrar. Ne demek Ahrar? Kelime manası hürler. Kimdir bu hürler, yazar bize kimden bahsedecek? Dünya denilen menfada yürürken, manaya yaklaştıkça, Yaradanı tanıdıkça bu menfaya dair yüklerden arınan, prangalardan kurtulan kişiler; esaretten kaçıp özgürlüğe yürüyenler. Yürüyen ve yürüdükçe hürleşen Ubeydullah Ahrar kitaba ismini veren zat-ı muhterem işte. Kitap; Yıldırım Bayezıt'la Ankara Ovasında karşılaşan o büyük komutan Timurlenk'in, namıdiğer Aksak Timur veya Küregen'in yürüyüşüyle başlıyor. Ankara'da Türk İslam Gaza Hareketi'nin diğer bir zirvesini deviren bu komutan; vatanına geri döner. Yaşar ve darıbekaya irtihal eder. Taht kavgaları yaşanır. İnsanlar ölür, topraklar alınır, kanlar akar ve kitap sürer. Biz tüm bunlar olurken bir yandan gökyüzünü incelemekle, yıldızlara bakmakla, astronomi ilgisiyle sürekli başını göğe kaldıran ve bu yüzden boynu arkaya doğru yatık kalan Uluğ Bey'le yürürken, diğer yandan hürleşen Ubeydullah Ahrar'la yürürüz. Kitap bize tasavvuftan bahsedeceğini vaat ediyor ve bunu; tüm yaşananları bir gölge gibi takip eden Ubeydullah Ahrar'ın özgürleşmesiyle yerine getiriyor. Beklentiyi yüksek tutabilirsiniz, zira bunu içindeki siyaset, savaş, aşk, tasavvuf, şiir ve daha birçok olguyla pekala karşılayacak bir romanla karşı karşıyasınız.
Tarih
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
Puan vermedi·640 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2020 00:23
Kitapla buluşup yolculuğa çıkmamız "Düşünün ki ucu sivriltilmiş dev bir kalemi semaya kaldırdım ve indireceğim yerde kalbiniz olacak" cümlesiyle karşılaşıp "ne iddalı bir cümle ama, acaba yazar gerçekten de hakkını verebilmiş mi bu kendinden emin cümlenin" merakı ile başladı. Sonra yazarla birlikte tasavvuf, tarih ve de aşkın bir güzel harmanlandığı çok çeşitli duyguların yaşanıldığı ve yaşatıldığı, öğretici, sorgulayıcı, ince ve çok derin bir yolculuğa çıktık. Ve nihayet bu gece o uzun yolculuğun sonuna geldik. İçiniz rahat olsun yazar seyehatin sonunda sizi eve sağ salim güvenli bir şekilde bırakıveriyor :) sizin de payınıza bir şeyleri öğrenmenin mutluluğu ve daha başka şeyleri öğrenmeye itilmenin heyecanı düşüyor. Ve cümlelerin en sonunda, başta bahsedilen o dev kalemi gerçekten de kalbinizde buluyorsunuz. Sonra Rafet Elçi'nin diğer kitaplarına acaba onlarda ne var merakı ile yeniden heyecanlanıyorsunuz :) İyi okumalar...
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
Çarpıcı
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2020 182. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2020 06:22
"Müthiş bir sessizlik vardı.Alimler sözlerin şiddetinden, cahiller alimlerin sessizliğinden tesir altında kalmıştı." Tarihi, tasavvufi ve çarpıcı bir roman. Ve iddialı. " Düşünün ki, içi sivriltilmiş dev bir kalemi semaya kaldırdım ve indireceğim yerde kalbiniz olacak."
Tarih
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma
7/10
··
Beğendi
Ahrar / Mecburlar Yolu; Hoca Ubeydullah Ahrar’ı, Türkistan’ın en önemli mutasavvıflarından birini anlatıyor. Ahrar’ın yetiştiği iklim, o iklime yön veren ve tarihi değiştiren hakanlar, Timur ve Yıldırım’ın müthiş kapışmaları, ihtişamıyla sefaletiyle Doğu-Batı ve devletler, büyük ve küçük insanlar, dünyanın yaratılışı, insanın maddi ve manevi anlamdaki harikulade yolculuğu... En olmadık zamanda zirveden aşağıya yuvarlanışı, aşağıdan yukarıya tırmanışı. Şair, kullandığı güzel dili ile adeta bir tarih ve tasavvuf yolculuğuna çıkarıyor. Yıldırım’ın Ankara Savaşındaki yenilgisi öncesi verdiği mücadele, Timur elinde ölümü karşıladığı yerin ve anın tasviri, Buhara yağmalanırken bir dervişin nasıl yoldan çıktığını anlattığı sahneler... Tarihi ve tasavvufi yönüylede etkileyici bir kitaptı. İyi okumalar. :)
Edebiyat
AhrarRafet Elçi · Litera Yayınları · 2013255 okunma

Yazar Hakkında

Rafet ElçiYazar · 13 kitap
Kanayan Kafesler adlı romanında izlerine rastlanan bir okul hayatı geçirdi. Yani okul kitaplarına tamamen ilgisiz ve okulda okutulmayan kitaplara tam ilgiliydi.  Kemiğe Dayanmış Yaralar (2003) adlı şiir kitabında ilkokul sıralarından üniversite amfilerine kadar yazdığı şiirleri topladı. Üniversiteyi bitirdiğinde basılmış üç kitabı ve birlikte devam ettirdiği bir kaç projesi vardı.  Askerlik vazifesi sırasında Donanma Komutanlığı için dört eseri Osmanlıca aslından sadeleştirdi, kendisinin yayına hazırladığı Kılıç Ali Paşa adlı eser 2006 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından basıldı.  Birisi zengin bir çevreden diğeri fakir bir muhitten gelen iki genç dahinin hikayeleri olan Kanayan Kafesler (2003) ve Kalbimdeki Monarşi’den (2004) sonra bambaşka bir üslupla modern bir psikoloji romanı yazdı (Ruhlar Pipo İçmez 2009).  Aynı yılın Temmuz ayında kitaplardan uzak kalmasına sebep olan iş hayatına son vererek, erteleyip durduğu 3 büyük projesinden ilkini yazmak için çalışma odasına kapandı. Dört ay sonra çıktığında koltuğunun altında Şair (2011) romanı vardı. Daha müsvedde aşamasında adını duyurmaya başlayan bu eser sayesinde hayatının en önemli gayelerinden birine ulaştı: yazarak yaşamak!  Şu an biri senaryo, birisi roman, diğeri editörlük olmak üzere üç projeyi aynı anda yürütüyor. İngilizce, Arapça ve Osmanlıca biliyor.