Sinek Valesi

Sinek Valesi
@Furkan58272
Konuşmak,anlatmak artık insanlara bir şey farkettirmiyor.Artık kimse hayal kurmuyor.Herkes hayatın tekdüzeliğinin içinde bir yol bulup ölene kadar yaşamak istiyor.Artık kimse anlamıyor.
Diyarbakır
31 Ekim
9 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Bi kaç gün önce kendimce bir yazı yazdım. Kendimce güzeldi ve edebi bir değeri vardı. Fakat uzun olduğundan mıdır bilmiyorum kimseler okumadı. Hatta eksiklerimi söylerseniz çok mutlu olurum diye de bir not ilistirmistim yazımın başına. Ama kimseler bişey yazmadı. Sanırım bu uygulama kitap uygulaması değil. Twit atar gibi kamyom arkası yazısı yazarsam daha çok rağbet görür sanırım.
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Okuyup eksimlerimi söylerseniz çok mutlu olurum :). Zaman kavramı önemini yitirmişti.Icindeki boşluk o kadar büyümüştü ki haddini aşmıştı. Hayatının tekdüze oluşu onu yaşamın dışına itmişti. Iradesini özgür olduğu halde kullanamamak kendisini bir bitki gibi hissettiriyordu . Yağmurun yağışı, havanın soğuk olması , onun gülüşü... Hiçbir şey ama hiçbir şey onu heyecanlandırmaya yetmiyordu . Bir şeyler yapmalıydı, yapacaktı da. Bu boşluğu küçük küçük mutluluklarla doldurmalıydı. Çünkü bir evren gibi saniye saniye çoğalan bu boşluk , onu ölüme kadar yalnız bırakmayacak ve hazin sona daha da yaklaştıracaktı. Bir hata yapmalıydı belki de.Onu bir süre oyalayacak ve dikkatini kendi üzerine çekebilecek bir hata. Hatalar... Hayat onlarla dolu.O kadar çoklar ki onları büyük, küçük, pembe gibi sıfatlarla sınıflandırdık. Yaradılış belası olan bu hata yapma güdüsune sahipken yapacak hata aramak yalnızca bir delinin işi olabilirdi.Tanrı bunu neye yorumlayabilir? Beklentim o kadar düşük ki vereceği ufak bir mutluluğun benim boşluğumdan tasacagından endişeliyim. Tanrı endişe duyar mı ki? Duymaz galiba. Dünü, bugünü, yarını bilen bir varlık neden endişe duysun ki. Tanrım, bu boşluğumun kefareti güzel bir yarını yaşatır mı ki bana? Endişe kurtçukları zihnimi istila ediyor. Bir şeyler yapmak gerek . Bir umut, bir fikir, bir hikaye peşinden koşmak. Sevmeye çalışmak insanları, onlarla sohbet etmek. Yağmurda sigara tüttürmek, müzik dinlemek , sorumluluklardan kaçmak... Bunlar yeterince oyalanılabilecek şeyler değil mi ? Insan oğluyuz nankörüz. Büyük saadetlere kaptırdık mı kendimizi ne ufak bir gülümseme ne de bir çiçeğin taze yağmurlu kokusu onu mutlu etmeye yetmiyor. Aslında bizler, sırtlarına fazla yük bırakılmış olduğundan yorgun insanlar mıyız? Bu yorgunluk sabır yetimizi mı
Edebiyat
Nazım Hikmet Ran "Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme, ben cahil kalayım."
İlişkiler
Bugünün yarını var mı bilemeyiz. Bu yüzden sevdiklerinize sarılmayı birbirinize çok görmeyin
Her yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet Abi sen de bağışla Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden öyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine Konyanın beyaz Antebin kırmızı düzlüğüne benzer Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir Denize benzer ki dalgalıdır bakışları Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına Öylesine benzer ki Ve avlularına (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi) Ve sözlerine (Yani bir cep aynası alım-satımına belki) Ve bir gün birinin adres sormasına benzer Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına Minibüslerine, gecekondularına Hasretine, yalanına benzer
1000Kitap