Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Savaş baronlarının yarattıkları karanlıkta,
ışık bile kendine yer bulamıyor.
utanıyor güneş,
bulutların en koyu katmanına saklanıyor.
mavi değil artık gökyüzü
kızgın bir metal gibi kızıl.
bulutların arasında dolaşan savaş uçakları,
ufka ölümün imzasını çiziyor.
ölüm bir komutan gibi dolaşıyor sokaklarda.
kentlerin üzerinden demir kuşlar geçiyor.
.
acı acı sirenler çalıyor,
herkes sığınaklara kaçmış.
çoktan terk etmiş kuşlar kenti,
kediler köpekler susmuş.
.
bahçelerde kiraz ağaçları küskün,
meyve yerine sanki mermi saçıyor.
yüzyıllık ağaçların kökleri toprağın altında kan içiyor.
dallarda asılı kalmış uçurtmalar
rüzgarda birer ceset gibi uçuyor.
.
saklayamıyor taş duvarlar kurşun yaralarını.
her ev bir mezar artık, her pencere biraz ağıt.
.
cam kırıklarına basarak kaçan çocuklar
çıplak ayaklarıyla acıyı ezmeye çalışıyor.
öldürülen bebekler
büyümeyi değil
Tanrım…!
bize kalpler verdin
ama dünya
kalp diliyle konuşmuyor
sevgi bile
bazen silah gibi taşınıyor
ve merhamet
en çok savaş meydanlarında aşınıyor
.
-savaş
insanın içindeki merhametin
katlidir,
dünyanın vicdanını kaybetmesidir-
.
bir gün
mahşer kurulunca
sorarlarsa bize
“ne yaptınız dünyayla?”
.
diyeceğim ki
‘bir avuç vicdan sakladık
enkazların altına
bulursanız
insanlığa verin’
Tanrım…!
bize bir dünya verdin
biz mezarlıklar yaptık
insan,
toprak bulunca ev değil