Payitahtın Son Sahibi- II. Abdülhamid Han En çok sevdiğim ve kıymet verdiğim padişahların başında gelen her türlü zorbalığa göğüs geren gerek iç gerekse dış mihrakların galeyanına gelen halkını her defasında teskin olmaya çağıran bir ve beraber olmayı telkinleyen topraklarında barındırdığı halkları her zaman eşit konumda görmeye çalışan oyun yapanların oyunlarına oyun oynayarak karşılık veren bir padişah... Yeryüzüne hiçbir zaman abdestsiz basmayan(yataktan kalkmadam başının ucundaki tuğla ile abdest alan) dile kolay 33 sene içli dışlı sıkıntılara karşı tahtını koruyan bir padişah
Aslında kitap bu konulara çok değişmemiş Padişahın başka bir yüzünü entelektüel ve eğitimci yüzünü bizlere göstermeye çalışmış ve çok güzel bi şekilde anlatmış Talha hocamız yine.. Okurken yaşamak deyimini percinlediĝim bir kitaptı
Mihmandar Bir Eyüp Sultan romanı diyerek başlayalım
Mekkeden Medine'ye oradan da Konstantiniye'ye(istanbul'a)ulaşan bir adanmışlık hikayesi. Aslında da kıssası demek daha doğru olur. Son nebi son Resul hatamen nebiyyin olan Efendimizin kutlu yürüyüşünün 7 aylık bir durağı olan sahabelerin sahabesi kutlu mihmandar Eba Eyüp el Ensari ve kutlu mihman Efendimiz (sas) dile kolay 7 aylık bir kutlu süreç belki de Cebrail'in de sayısı konuk olduğu o ev. Efendimiz rahatsız olmasın diye yürümekten,konuşmaktan,yemekten vs imtina eden sahabe. Konstantiniyye elbet fetholunacaktır;onu fetheden emir ne güzel emir,onun ordusu ne güzel ordudur" hadisini hayat düsturu haline getirip dile kolay 93 yaşında konstantiniyye surlarına dayanan şanlı nefer. Ne kadar yazarsam yazayım kelimelerin kifayetsiz kalacağı bi sahabenin müthiş kıssalarıni hayatını konu edinmiş bir kitap. Aslında konusu Kur'an olan şanlı mesaj olan bir kitap.Her şeyiyle örnek alınması gereken bir sahabenin ışığında ne yapmamız ve neyi yapmamız gerektiğini bizlere sadece sözleriyle değil en etkili anlatış biçimi olan davranışlarıyla bize aktarıyor. Neticede "Temsil olmadan tebliğ olmaz" işte bunu görüyoruz kutlu sahabede başından sonuna her cümlesini en az 2 kere okudum ve her seferinde aslında aynı cennete talip olmanın ne kadar yanlış bir düşünce olduğunu bi kez daha anladım. Her ne kadar beşer sıfatta eşit olsak da tıpkı altının toprakla eşdeğer olmadığı bir dünyada bizimde bu tür insanlarla eşdeğer olmamız veya o şekilde bi düşünceye kapılmamız ne kadar doğru olur? Biz sadece örnek almalıyız ve o şekilde hareket etmeliyiz varsa yarim bıraktıkları biseyler bunları tamamlamaya çalışmalıyız elimizden geldiğince.. Hasılı yazarın ekserisi bütün kitaplarını beğenerek okuduğum gibi konusu itibariyle en sevdiğim kitabı
Bu ÜlkeCemil Meriç Evet ilk incelememe üstad Cemil Meriç ile ve şu ana kadar en çok sevdiğim kitabı ile başlamak istedim. Kitap okumaya başladığımda sanki günümüzü okuyormuş hissine kapıldım fakat kıtabın tarihini kontrol ettiğimde tarihin günümüz olmadığına kanaat getirdim. Öyleki o günden bugüne değişmeyen tek şeyin düşünce olduğunu anladım. Öyle bir düşünceki iman ve inkar tarafı gibi hak ve batıl gibi zahiren kazanan fakat batinen yok olan taraf gibi. Yüzünü sürekli batıya(batmaya) dönmüş bi güruhu medeniyetin beşiği güneşin doğduğu tarafa yani Doğuya döndürme çabası vardı kitapta haklı bir davanın kazanan neferi gibi verilen mücadele takdire şayan. Bizimde şu an vermemiz gereken mücadelenin özetini anlatmış sanki Cemil Meriç. Olması gerekenleri yapma gibi bi vazifemiz olduğunu ve bunları yaparken takdir beklemeden bi görevimiz gibi yapmalıyız. Ülkenin düzelmesini batıya dönmekte bulanlar batmaya mahkumdur edasıyla hareket etmeliyiz. Batı ki biçok şeyini bizim muazzam tarihimizden aldığını yüzlerine delilleriyle haykırmak gerek, çünkü içimizdeki mankurtlaşmış dimaklarada biseyleri göstermemiz ya da onların görmelerini sağlamalıyız. Çünkü ağlatmak istiyorsak önce biz ağlamalıyız yakmak istiyorsak önce biz yanmalıyız. Sözlerimi bitirirken herkese tavsiye ettiğim bu kitabı tekrar tekrar okumak gerektiğini düşünüyorum okumaktan ziyade yaşamak