Not: Elbette bu devasa eserin değerlendirmesi de uzun olacak ama merak etmeyin yazımda spoilere yer vermedim.
Bu harika kitabı övmeye acaba müthiş konu bütünlüğünden, kusursuz ilerleyen hikayesinden mi başlamalıyım? Yok, o olmaz zira Sefiller'inde bu konuda Monte Cristo'dan aşağı kalır yanı yok. Her bir ince işlenmiş karakterlere gelecek olursak, onun benzerleri de başka romanlarda mevcut.
Buldum! Monte Cristo Kontu'nda olup da başka klasiklerde olmayan bir şey var. Müthiş, kusursuz akıcılık! Kitap birinci sayfasından son sayfasına kadar durmaksızın ilerliyor. Ne başka konulara sapıyor, ne de hikaye akışını durdurarak öğütlere yer veriyor. Yazar, anlatmak istediği her şeyi harika bir şekilde hikayeye yedirmiş.
Bakın, bu akıcılık konusunu hemen geçemeyeceğim. Mesela Sefiller'i ele alalım. Kuşkusuz hepimiz onu var olmuş en büyük yapıtlardan biri olarak görüyoruz. Fakat o müthiş eserde eksik olan bir şey varsa o da akıcılık. Victor Hugo birçok yerde ana konunun akışını bozarak farklı yerlere değinme gereği duyuyor ve işin en kötü yanı bunu onlarca, hatta yüzlerce sayfaya yayıyor. Sefiller'in tam versiyonunu okuyanlar, anlatılan Waterloo Savaşı'nı ve manastırları anımsarlarsa ne demek istediğimi anlarlar.
Monte Cristo Kontu ise tam aksine, müthiş bir akıcılığa sahip! Arkadaşlar, iddia ediyorum bu akıcılık günümüzdeki gençlik edebiyatı eserlerinde bile yok.
Akıcılığa büyük ölçüde etki eden ve diğer klasiklerde göremediğim diğer bir nokta da diyaloglar. Kitap, sayfalar boyunca ilerleyen bir diyalogla başlıyor! Hangi klasikte bunu gördünüz? Normalde klasik kitaplar daha çok konu anlatımına yönelir ve olayları ele alır. Diyaloglar çok azdır ve konu bu diyaloglar üzerinden ilerlemez.
Oysaki Monte Cristo'da konunun ilerleyişini tamamıyla diyaloglardan anladığımız bölümler