Oysa düşünmek her zaman acı veren ağır bir iştir...(C.A.)
“Aydınlık gökyüzünde yıldızları göremezsiniz...(J.S.)
Hissettiğini söyleme cesaretini gösterebilen, bu yüzden de çoğu zaman yalnız biri…
1889 da yayımlanan bu kitap bana insanların neredeyse her zaman aynı olduğunu, sadece çevre ve çevredeki bazı faktörlerin değiştiğini haykırdı adeta. Kitap kadınlara biraz fazla yüklenmiş gibi geldi bana. Kadın erkek ilişkilerinde her iki tarafın ruh hali çok güzel anlatılmış. İnsanların evlilik aşamasında nelerden etkilendikleri, asıl neye dikkat etmeleri gerektiğini, aksi taktirde çoğu evliliğin sadece çocuklar için ve kutsallık atfedilen evlilik kurumunun devamı için katlanılmak zorunda olunduğunu çok güzel cümleler ve örneklerle anlatmış. Duygularımı çok iyi ifade edemiyorum lakin eş tercihi sırasında eşimden ne bekleyebileceğimi çok güzel gösteren bir kitap oldu.
“İnsanoğlu zayıftır, ama gücüne uygun ödevler vermek gerekir,” der insanlar. Bu, “Benim ellerim zayıf, düz bir çizgi, yani iki nokta arasındaki en kısa çizgiyi çizemem, dolayısıyla kendimi rahatlatmak için düz çizgi çizmek isterken kendime eğri ve kırık çizgi örnek alırım,” demekten farksızdır. Ellerim ne kadar zayıfsa o kadar mükemmel bir örnek gerekir bana.
Bu şekilde düşünmek, bir denizcinin kendi kendine, pusulamın gösterdiği yönde gidemediğime göre pusulayı fırlatıp atarım, ya da pusulaya bakmaktan vazgeçerim demesinden, yani ideali bir kenara atarım ya da pusulanın ibresini şu anda geminin gidişine uygun olan yöne sabitlerim, yani ideali kendi zayıflığıma uygun bir dereceye indiririm demesinden farklı değildir.