Oysa düşünmek her zaman acı veren ağır bir iştir...(C.A.)
“Aydınlık gökyüzünde yıldızları göremezsiniz...(J.S.)
Hissettiğini söyleme cesaretini gösterebilen, bu yüzden de çoğu zaman yalnız biri…
Kafka bana farklı geldi bu kitapta, çünkü bazen güldürdü. Kitap gayet güzel ve akıcı.
Keşke Karl’ın babasının oğlunu tek başına Amerika’ya gönderme cesareti olsaydı bende dedim. Babasının bu davranışı bana hem ceza hem de eğitmek amaçlı gibi göründü. Tıpkı bir babanın yüzmeyi öğrenmesi için çocuğunu suya atması gibi. Bu sayede Karl’ın karakteri oluşmadı mı? Hayatı ve insanları denemleyerek öğrenmedi mi?
Ateşçinin hakkını arayamamasını, sistemin gücüne karşı gelmeyişi beni çok üzdü. Bende de var biraz bu en nefret ettiğim şeydir ama. Hep hakkını arayacaksın onlar çok güçlü olsa da bir Karl ya da Dayısı çıkar elbet. Biz tohum atalım yeşermese toprak utansın. Gerçekten de böyle olan bütün insanlar zihinlerindeki parmaklıklar ardında yaşıyorlar.
Robinson; ah ah... Ateşçiden sonraki evre Robinson’un hayatı her halde. Önce hakkımızı aramaz, bize kötü davranılmasına izin veririz, buna izin verdikçe zamanla bize köpek gibi davranırlar, bundan sonra da “Kendimizi gerçekten köpek gibi hissetmeye başlarız.”
Bu eziklik, çaresizlik, özgüvensizlik hep bundan oluyor bence.
Senatör Jakob; Kafka bence içinde bulunduğumuz dünya düzenini temsil etmek için bu karakteri oluşturmuş. Karşı gelirsen; kanımdan dahi olsan seni öylece kendi haline bırakırım. Bu yüzden medya, filmler, diziler, ünlüler, siyaset ve diğerleri sistemin isteği doğrultusunda çok çabuk güncelleniyor. Yoksa Karl gibi kendi hallerine bırakılırlar...
Delamarche; yapamayacağı hiç bir şey olmayan sistemin sırtlanı bence. Herkesi, her duyguyu çıkarı için sömürebilir, kullanabilir. Maalesef günümüzde bundan o kadar çok ki... İlk fırsatta arkadaşını köpekleştirebilir, arkadaşına şantaj yapabilir, aynı zamanda menfaat için başkasına köpek de olur...
Bana çok şey anlattı yine K ama ben yazamıyorum. Benim yeteneksizliğim