Bugünlerde hayatın zorluklarla dolu olduğunu, kıt kanaat geçindiklerini biliyorlardı, çoğu kez aç kalıyor, üşüyorlardı, uyumadıkları saatlerde hep çalışıyorlardı. Ama kuşkusuz eskiden her şey daha berbattı. Buna inanmak hoşlarına gidiyordu. Üstelik o günlerde köleydiler, şimdi özgürler, İspiyon'un işaret etmeyi ihmal etmediği gibi, en büyük fark buydu.
Oysa - neden bilmiyordu ama- öyle bir dönemde yaşıyorlardı ki kimse kafasından geçeni söylemeye cesaret edemiyor, şaşırtıcı suçlarını itiraf eden yoldaşlarınızın parça parça edilişini seyretmek zorunda kalıyordunuz.
Pazar sabahları ispiyon elinde uzun bir listeyle çıkıyor, bütün yiyecek kalemlerinde duruma göre, üretimin iki yüz, üç yüz, ya da beş yüz kat arttığını gösteren sayıları okuyordu. Hayvanlar, özellikle de ayaklanmadan önce koşulların nasıl olduğunu artık hatırlamıyorlardı, bu bakımdan da ispiyona inanmamak için bir neden göremiyorlardı. Yine de kendilerini bu sayılarla doyurmak yerine daha fazla yiyecekle doyuracakları günlerin geleceği umudu içindeydiler.