Sağlık problemleri zekâ problemlerine, zekâ problemleri karakter problemlerine, karakter problemleri toplumsal problemlere dönüşüyor ve "birey"i boğuyordu. Bu gezegende birey doğamıyordu.
İnsan.
İnsan olmadan, insan olmanın ne demek olduğunu dahi anlamadan sürülüyordu yaşamdan.
Anlamsızlıklar içinde büyüyor, okul denen işkencede ruhu kırılıyor, acımasızca öldürülen hayvanlarla ya da vücuda asla girmemesi gereken kimyasallarla beslenip her lokmada lanetleniyor ve ne için var olduğunu, yaratılışının ana konusunu dahi anlamadan toplum denilen bu hapishanenin içinde eriyip gidiyordu.
Artık hayatta kalmak için birbirlerine ihtiyaçları olmasa da cehennemin yükünü paylaşmak için bir arada olmak zorunda hissediyor gibi yaşıyordu insansılar. Biri ölünce trajedi, binlercesi birlikte ölünce istatistik oluyordu.
Sahip olmanın ilk koşulu; kültürü ayrıştırma ve o ayrışımdan kaynaklanan o karmaşanın içinde halkın bankalarını ele geçirmekti. Sonra elektrik ve su kurumları, havayolları, üniversiteler sıraya girerdi. Bir ulusun köleleliği; kendi vergileriyle hayat verdikleri kurumların, diğerlerin eline geçmesiyle başlar, kurulan nükleer santrallerin yaydığı zehirde yetişen nesillerin hayatta kalmaktan başka hiçbir şeyi önemsemeyecek sağlıksızlıkta olmasıyla devam eder ve samanı bile yurtdışından ithal eder hale gelmesiyle doruk noktasına ulaşırdı.
Aşk acısı değil bu; derin bi insanlık sancısı, yaşamak kavgası, varoluş ağrısı... Varsa yoksa kan, ter, gözyaşı; "Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endişe..." Sadi Şirazi deyimiyle. Ve dahası insan aslında bir simyacı. Bu yüzden tüm bunları alıp satan bir hurdacı olmamalı. Bunları sevgiye dönüştürüp yaşamı kutsamalı; yaşamı bunlarla prangalayıp umutsuzluk urganıyla asmak yerine kendi yaşamını aşkla filtreleyerek acılarından süzüp şerbet yaparak tüm sevgisiz kalmış ruhların şerefine içmeli; budur varoluşun esası. Her şeye rağmen dünya yüzeyinde göremediği koşulsuz sevgiyi yansıtan bir ayna olmalı.
G҉ E҉ C҉ E҉
Gözünüzün görebildiği ölçüde yakın, ruhunuzun duymayacağı kadar uzaktayım. Bir kadeh daha zaman koyuyor Tanrı, bense yüzyıllardır sarhoşum ve dünya yaşamı fazlasıyla döndürüyor başımı. Siz bana göre fazla ayıksınız; benimle gülemez ve benimle ağlayamazsınız ama bu halime gülecek veya üzülecek bazılarınız. Bu hal... Çırılçıplak bir yalnızlığın bakir rüyası...G҉ E҉ C҉ E҉ youtu.be/yw_azIKC9UY?si=...