Gizem Kurnaz

Gizem Kurnaz
GİZ~GÜZ~GECE Güz vakti Gece;de bir Gizem... Yolcu / Savaşçı / Psikomimar instagram.com/__soul_13_?igsh...
Kişisel Koç
Lisans
Dünya
316 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
Emre Bey'e öncelikle böyle açık yüreklilikle bir kitap yazdığı için teşekkür ederim. Böyle bir kitap yazarak topluma herkesin anlayabileceği, kendince çıkarımlar yapabileceği ve farkındalık oluşturabileceği bir kitap sunmuş olduğunu düşünüyorum. Her hikayesi candan ve etkileyici. "Sen kimsin" sorusuna en temelde verilecek "insanım" cevabının hikayelerle vücut bulmuş hali kitabı. İçeriği biraz daha yakından ele alıp yorumlayacak olursam örneğin; kitabın ilk hikayesi olan "Bir Serçenin Öldüğü Gün"de: Önemli olan değerleri ifade eden kavramların sadece söylenir değil de "yaşanır" olması için içlerinin açılması gerekir, diyor Emre Pekçetinkaya. İşte vicdan da böyle bir kavram. Akla ve yüreğe kaznınan çocukluk anılarından elde edilen harika çıkarımlar... Emre Bey kendi hikayelerini masaya yatırıp duygu ve düşüncelerini ince işçilik gerektiren bir incelemeyle belki de hepimizin ucundan kıyısından bizzat yaşadığı ama tam olarak ne ve neden olduğunu anlamlandıramadığı birçok çocukluk anısının esasında nelere gebe olduğunu geniş bir perspektifle bizlere sunuyor. Böylece kendinde olduğu kadar bizlerde de yaşadıklarımıza dair önemli farkındalıklar oluşturuyor. Ayrıca sevgili Doğan Cüceloğlu'nun açıklık getirdiği kazan kazan felsefesi de bu kitaba uyuyor. Kitabı bitirdiğinizde Emre Bey'in insanlığa yararlı bir kitap ortaya koyarak içsel bir mana kazandığını hissederken kendi iç dünyanızın da farkındalıklarla zenginleştiğini görüyorsunuz. Yani ne mutlu ki hem kitabı yazan hem de okuyan manevi olarak kazançlı durumda. Yazarımızın mutlulukla bitirdiğim bu ilk kitabından sonra dilerim ki yazın hayatında, daha birçok başarılı kitaba imzasını atar. GECE
Kişisel Gelişim
Mutluluk Yavaş Yavaş GelirEmre Pekçetinkaya · Kronik Kitap · 202176 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ah Werther !
Puan vermedi·126 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
Bu kitap için yapılabilecek birçok güzel yorumun olduğu kuşkusuz. Ancak ben sadece bir şey söylemek istiyorum çünkü kitabın sonu bende acayip bir kilit bıraktı. Sanki özel bir manâsının olduğunu ve sadece ince ruhlu insanların anlaması için varolduğunu ifade eden ve bu yüzden de üzerinde çok söz söylenmesindense okunup kişinin içinde anlaşılmasını temenni eden bir kilit. Bu yüzden demek istediğim kendinizde ince bir ruh, güçlü bir kalp ve inanç görüyorsanız bu kitap okunmaya değer. Fakat bunun yanında bir yorumcu olarak yine de biraz bahsetmek isterim kitabın birçok yerinde kendimi "Ah Werther !" derken bulduğumu. Sözcükleri okurken sanki size Werther "in çaresizliğini yüklüyorlar. Sanki mektup yazdığı kişi sizsiniz ve tek sırdaşı olarak size anlatıyor herşeyini. Bu his öyle hemen farkedilir de olmuyor. Ne zaman onun için endişelenmeye başlıyorsunuz ve o çaresizliğin sizi de bağladığını hissediyorsunuz işte o zaman kitabın sizi büsbütün kavradığını ve anlattığı dünyaya kattığını fark ediyorsunuz. Kitabı bitirdiğinizde ise bunun sadece bir kitap, bir kurgu olduğuna inanamıyorsunuz. Tıpkı ölen bir yakınınızın öldüğü gerçeğine ilk zamanlar alışamayıp beyninizde onunla ilgili anılar ve onun size söylediklerini yaşatmanız ve hatta belki de çevrenizde onun söylediklerini duyumsamanız gibi. Sanki ölmemiş ve sanki bu sadece bir kitap değilmiş gibi. Kitabı okurken ve bitirdikten sonra Werther adında birinin gerçekten var olduğuna, yaşamış ve kitabı bitirdikten sonra da ölmüş olabileceğine inanmak böylesine bir kitap için hiç de delilik sayılamaz doğrusu. Tüm bunlar için eğer dediğim özellikleri kendinizde görüyorsanız bu kitabı yaşamaya ne dersiniz ?
1000Kitap
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2019 18:30
İnceleme olarak kitabın tarzından, uslubundan ve hatta içeriğinden bile bahsetmeyeceğim. Önce şunu belirtmek isterim ki bir kitap elbette herkeste aynı etkiyi bırakmaz. Fakat ben incelemeden çok kendimde yaptığım tahlilden, bendeki etkisinden bahsetmek istiyorum. Çünkü kitabı öncesinde birçok tavsiyeye rağmen okuyamayan ve pek de okumak istemeyen, sıradan ve sıkıcı bulma önyargısıyla yaklaşan biri olarak bende bıraktığı etkiyi örnek vererek kitabın aslında ne kadar güçlü olduğunu göstermek istiyorum. Dün saat 01.33 de ansızın varolan yoğun okuma isteği ile okumaya başladığım ve saat dört buçuk beş arası uykunun hakimiyeti ile bıraktığım ardından da sabah stajıma gider gitmez elime hemen aldığım bu kitap artık beni tamamen içine çekmişti. Kitabı okurken sanki ruhum da anlatılanlara tanık olarak olayın içinde yeni bir hâl bulmuştu. Belli bir sayfadan sonra yazılanları hissetmeye başladım ve tüm kalbimle artık yazılan kurguyu - benim için başlı başına bir gerçekti - yaşıyordum. Mecburi olarak bırakmak zorunda olmadığım sürece okumaya devam ettim ayrıca kahvaltı yapmadığım gibi öğle yemeği de yemedim ve açlık hissedemeyecek derecede okuma yoğunluğuna erişmiştim. Dörtte işten çıkmamdan dolayı 15 dk ara verdim. Otobüse binince yine hemen elime aldım tabii. Bu süreden sonra da eve geldim, üzerimi değiştirir değiştirmez kitabı alarak yatağıma geçtim. Zaten artık son 30 sayfasındaydım ve ağlamalar eşliğinde kitabın son sayfasını kapattım. Artık bitmişti. Olay kitapta bitmişti ama kendimde düşünceler ve sorgulamalarla devam ediyordu. Bildiğiniz kitaba kafa tutup ben daha kendi içimde bitirmedim diyordum. Kürk Mantolu Madonna ve Raif Bey asla unutulacak kadar basit ve sıradan değilmiş gerçekten. ~ GECE ~
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Altın Kitaplar · 2019375,8bin okunma
Aşkozof
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
Yazdığı bir konuda her kesim insana ve karaktere ait bir cümle, çıkarım bulmak mümkün. Genel bir bakış ve kişisel dokunuşlar gibi yazdıkları. Aşkın felsefi ruhu ve felsefenin aşka bürünüşü ya da hiçbiri, yalnızca tek bir şey o da AŞKOZOF gibi. Bunların yanında gerçekliğin yazılanlardan el uzatması ve samimi bir dille kişiye olanları anlatması gibi bir yazı dili vardı. Ayrıca sanki kitabı yazarken yazar altın oran kullanmış gibi, iyi bir denge vardı. İster yazı dili olsun, ister yazılanlar, ister içerik isterse kapak tasarımı tamamıyla oldukça başarılı bir kitap yani başarılı bir yazar. Örneğin bu kitabı bitirdikten sonra aklımda yer edinmiş bir bölümünden yaptığım çıkarım şöyle ; İlk görüşte aşk yoktur. İlk görüşte aşk aslında Neitcezsche'nin anlatmak istediğine örnektir. Nietzsche der ki ; O köşeyi döner dönmez onu gördün ve aşık oldun demek ? Hangi ara sempati duydun ki ? Hangi ara görüntüsüne ve zekasına, düşüncelerine, sesine, ruhuna hayran oldun ? Bu kadar hızla aşık olduysan eğer aşık olma arzun, aşık olduğun o kişiden önce köşeyi dönmüş demektir. Yani ilk görüşte aşk yoktur olamaz. İlk görüşte aşk sandığın senin arzundur. Aşk duygusunu arzulaman aşık olmandan önce gelir. Daha birçok konuyu ele alan yazarımız Serhan Kansu 'nun AŞKOZOF kitabı mutlaka okunmaya değer. ~ GECE ~
Felsefe
AşkozofSerhan Kansu · Müptela Yayınları · 201840 okunma