"İstiridyeler, içlerine küçük bir kum tanesi kaçtığında bundan büyük bir rahatsızlık duyarlar ve kendilerine özgü bir salgı oluşturmaya başlarlar.Bu salgı, kum tanesinin etrafında ipeksi bir koza örer.Aradan geçen zamanla içindeki koza sertleşir ve muhteşem parlaklıkta bir inci oluşur.İşte bu yüzden 'dert' ettiğimiz ne varsa sıkıca sarılalım ona.Yarınki güzellik,senin içinden çıkacak parlak incinin sancısıdır.O dertlerimiz 'keşke olmasaydı' dediğimiz,acı çektiğimiz her şey,aslında bizi daha değerli kılacak.Bırakalım parlak incilere dönüşsün dertlerimiz..."
"Sevmem ben öyle insanları,onlara sırtınızı dönemezsiniz.Bukelamun gibidirler,girdikleri ortamın rengine bürünürler.Bir çizgileri yoktur.Birbirleriyle zıt kişilikteki iki insanla da can ciğer kuzu sarması olabilirler.Bindiği arabanın türküsünü söyleyen böyle insanlardan ben kaçıyorum,siz de kaçın yoksa düş kırıklığı yaşarsınız.Sakın falancayı aldatmış ama bana yapmaz demeyin çünkü bir kişiye yapan,her kişiye yapar, kural budur..."
"Korku cezadan çok daha beterdir,çünkü ceza bellidir,ağır da olsa,hafif de,hiç bir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir."