Gonca Salman

Çevremdekiler için elimden geleni, hatta gelme­yeni yapar, kendime bile ayırmadığım zamanı onların selameti için gözümü kırpmadan harcardım. Birilerini mutlu etmeye ça­lışırken yorulmaz, sakınmaz, sıkılmaz, usanmazdım. Yanımda kendilerini anlaşılmış ve tamamlanmış hissetsinler, öyle ki ya­rım kalmaktan korkup gidemesinler isterdim. Fakat öyle olma­dı. Bazen geride, bazen ileride ama nihayetinde hep yalnız kal­ dım.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Her şeyin geçtiğini, zamanın cümle derde şifa verdi­ğini söyleyenlere sövüyordum içimden. Dünyanın en büyük yalanıydı bu. Zaman geçiyordu, evet. Zamanın geçtiği doğruy­du. Ama zamandan başka hiçbir şeyin geçtiği yoktu.
Ölülerin ağırlaştığını okumuştum bir yerde. Diriler de hatıralar üst üste bindikçe yıllar içinde ağırla­şıyordu böyle.
Hayat seni istediği kadar ürkütsün, canını yaksın, en yakınların çirkin maskeler taksınlar... Hayat bu, de kendi kendine, ikinci kez çağrılmayacağım bir oyun, bir zevkler ve acılar oyunu, bir inançlar ve aldatmalar oyunu, bir maskeler oyunu, bir aktör ve bir gözlemci olarak sonuna kadar oyna, gözlemcilik daha iyidir, ne zaman istersen bırakabilirsin. Beni sorarsan, "imdat çıkışı" sayesinde ayaktayım. Çünkü emrimde, ve onu kullanmayacağımı biliyorum. Ama ahiretin anahtarı bende olmasa kendimi kapanda hissederdim, derhal kaçmak isterdim!"
İnsan o yaşlarda zaman çabucak geçsin de çocukluğun esaretinden kurtulup tümüyle özgürleşsin istiyor. Geçen zamanın yanında götüreceklerini kestiremiyor.