“Ne zaman sevgiden söz etsem üşürüm zaten. Bir şeyin olmadığını fark etmek mi üşütüyor? Keşke bahçedeki kör solucanlar gibi olsam… Ama onların bile ısıya duyarlı hücreleri varmış. Yani Lülüfer, insanlar bazen bir solucandan bile duyarsız olabiliyor. Sanırım benide en çok bu üşütüyor.
“Sesine Nehri ne kadar da güzel akıyor değil mi? Dalgaları kıyıyı nazikçe okşar gibi ve yönünü ileriye çevirmiş. Büyük bir okyanusa döküleceğini biliyor.  Orada deniz suyu ile birleşince güçlenip daha da mutlu olacak. Bir de onun önüne bir ses çektiklerini düşün. Su setin önünde birikir ver başka bir yolu bulamazsa çevresine taşar. Her yer su altında kalır değil mi? İşte benim içimdeki duygu da buna benziyor. Ancak bu işi çözersem hayatın içine bu nehir gibi tasasızca akabilirim.
“…havada incecik bir kıpırtı bile yokken rüzgâr yaratmak sanki. Düşünün kendi rüzgârınız okşuyor yüzünüzü. Saçlarında,kaşında, kirpiğinde hissediyorsun. Başını kaldırıp gökyüzüne bakıyorsun, derin bir mavilik; orada bir göl sanıyorsun, yok biliyorsun ama yine de varmış da herkesten önce sen keşfetmişsin sanıyorsun…”