Buz Bebekler

·
Okunma
·
Beğeni
·
743
Gösterim
Adı:
Buz Bebekler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944699310
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tudem Yayınları
"Ece'yi yaşama, yaşamı Ece'ye hakkıyla iade eden Sertbarut'a teşekkür ediyoruz. Bu gerçekten şahane…"-
-Zarife Biliz, İyi Kitap-

Edebiyatımızın cesur kalemlerinden Miyase Sertbarut, okurların kalbinde fırtınalar kopartacak yepyeni romanı Buz Bebekler'de, gerçekte yaşanmasına rağmen hiç olmamış gibi davrandığımız, hep hasıraltı edildiği için kanayan bir yaramızı acı dolu ama umut vadeden bir öyküyle gündeme taşıyor.

Daha kundaktayken yalnızlığa mahkûm edilerek anne babasının günahlarını sırtlanmak zorunda kalan on üç yaşındaki Ece için hayat, suyun altında yaşama tutunmaya çalışan bir nilüfer kadar zorlu. O bir toz bebek, buz bebek...

Ece aslında içimizden biri. Aynı kaderi paylaştığı onlarca, yüzlerce arkadaşı gibi, ihtiyacı olduğu aile sevgisini devlet eliyle gelen zoraki kucaklarda aramak zorunda kalmış kalbi cesur, ruhu ürkek bir kız çocuğu. İçlerinde büyük korkular, küçük sevinçler taşıyan her kimsesiz gibi onun da hayallerine sığınmaktan başka çaresi yok.

Kalbinin tüm sırlarını ise Lülüfer adını verdiği günlüğüne açıyor… Ece'nin gözü kamaşsa da Lülüfer hep görüyor. Kadın cinayetlerinden geriye kalan çocukları, tacize uğrayanları, hasta ruhlu yetişkinleri, hantal müdür babaları bir bir kayda geçiyor.

Ece adalet istiyor. Yer yarılıp utanması gerekenler yerin dibini görmedikleri için uçurumlara yuvarlansınlar istiyor. Ece haykırıyor ve bu haykırışı Nartepe Çocuk Yetiştirme Yurdu'nun yüksek duvarlarını aşıp tüm ezilmişlerin, sindirilmişlerin haykırışına dönüşüyor.
(Tanıtım Bülteninden)
168 syf.
·22 günde·10/10
Ne zor bu kitabı okumak. Ya da benim canım çok acıdı, ben dayanamadım bilemiyorum. Belki de buna benzer hikayelerin gerçekliğini, çokluğunu bildiğimden... Girişte yazayım fikrimi. Her çocuk kaldıramaz bu kitabı. Okutacaksanız, lütfen önce siz okuyun, kaldıracağına inanıyorsanız öyle okutun. Zira ben yürek daralmaları eşliğinde zor bitirdim.

On üç yaşında, yetiştirme yurdunda büyümüş Ece'nin, aslında Ecelerin hikayesi bu. Ece'nin dilinden, tuttuğu günlüğe aktardıklarından oluşuyor roman. Günlük; tarih atılarak günü gününe yaşananlar şeklinde değil, daha çok Ece'nin duygularını ve düşüncelerini aktardığı bölümler halinde oluşturulmuş. "Lülüfer" adını vermiş günlüğüne, nilüferleri çok sevdiği için. Ece daha bebekken manidar bir biçimde "Hayat" Apartmanı'nın girişine bırakılmış.

Ailesini tanımayan, onların izlerini bulma şansı olmayan; ailesini yitirmiş ya da ailesinin yanından alınmış çocukların, aile özleminin dışındaki ortak sorunlara da değinmiş yazar. En başı da maalesef cinsel istismar çekiyor. Basit bir dille, üstü örtülü de olsa yeterince acıtarak, birbirinden farklı iki olayla anlatıyor. İki olayın ortak noktası da çocukların buna yakınları, yakın gördükleri vasıtasıyla maruz kalması. İkisinde de eleştirisi aynı: Yetkili addedilenlerin suçluların cezalandırılmasını sağlamak, olayları çözmek yerine "aman başımız ağrımasın"cılık yapmaları. Olayı çözmek isteyenlerin tehdit edilmesi, sinmesi, susması. Tabii bu eleştiriyi yaparken susmayanların, korkmayanların başarısıyla örnek oluşturmak istemiş çocuklara. Bu tür durumlarda susmayın, saklamayın demiş ki bunu da bir karaktere birkaç kez söylettiği "Suçlu olan biz değiliz, o. Onun korkması gerek." sözleriyle vurgulamış.

Bunun dışında elbette ev özlemi; kardeş, anne, baba, sevgi, ilgi ihtiyacı, arayışı; dışarıdan gelenlerin oyuncak dağıtırken boy boy fotoğraf çektirip hiçbir yakınlık göstermeden gitmeleri, evlat edinirken anne baba adaylarının "güzel" çocukları tercih etmeleri anlatılmış Ece vasıtasıyla. Hem de çok içten, çok gerçek cümlelerle. Bazı cümleleriyse özellikle dikkatimi çekti, hoşuma gitti. Birkaç örnek bırakayım buraya, fikir olsun:
" Lülüfer, bugünlük bu kadar olsun mu, üşüdüm ben. Ne zaman sevgiden söz etsem üşürüm zaten. Bir şeyin olmadığını fark etmek mi üşütüyor?" S. 16

"Korkmasınlar evet, dünya ne güzel bir yermiş demeye devam etsinler. Ben de inanmak istiyorum buna. İyiliğe inanmak istiyorum. Bir şeyi çok fazla söylersen o şey gerçek olurmuş. Tamam, bu da masal. Hadi kapatalım pencereyi, masalsız uyuyalım o zaman." S. 104

"Ayakkabılarını kapı önündeki paspasa sildi. Uzun uzun... İnsan ayakkabılarını bu kadar temizliyorsa... Ah Lülüfer, salağım ben, çok salağım. Ayakkabılarını bu kadar temizleyen bir insanın kalbinin de temiz olacağını sandım." S. 116

"İnsan yalnızca kişisel başarı için terlememeli, başka türlü zafer kupaları da var hayatta. Başka türlü madalyalar da var, kimse görmese de boynunuzda olduğunu, biliyorsunuz orada ışıldadığını." S. 136
168 syf.
·Puan vermedi
Onların da herkes gibi gerçek sevgiye muhtaç olduğunu kimse anlayamıyordu çünkü onlar yurtlu yani yetiştirme yurdunda kalan kimsesiz çocuklardı. Bu yüzden herkes onlara yapmacık ve acıklı bakardı, gerçek sevgileri bir apartman merdiveniné, bir dedenin acımasız tacizci elleriné veya yurt müdürünün acımasız ellerine bırakılmıştı. Ece 13 yaşındadır ve annesi tarafından kundakta iken apartmanın önüne bırakılmıştur. Ece annesini bulana kadar yurt hayatınında neler yaşadığını Lülüfer adlı günlüğünde bize anlatıyor. En başta yurt çalışanlarına ders kitabı olarak okutulması gerek. Günümüzde yurtta kalan çocukların hayatını açık ve anlaşılır bir dille ortaya koyan Miyase Sertbarut un bu yapıtı kesinlikle yönetici sınıfları tarafından okunması gereken bir yapıt
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Buz Bebekler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944699310
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tudem Yayınları
"Ece'yi yaşama, yaşamı Ece'ye hakkıyla iade eden Sertbarut'a teşekkür ediyoruz. Bu gerçekten şahane…"-
-Zarife Biliz, İyi Kitap-

Edebiyatımızın cesur kalemlerinden Miyase Sertbarut, okurların kalbinde fırtınalar kopartacak yepyeni romanı Buz Bebekler'de, gerçekte yaşanmasına rağmen hiç olmamış gibi davrandığımız, hep hasıraltı edildiği için kanayan bir yaramızı acı dolu ama umut vadeden bir öyküyle gündeme taşıyor.

Daha kundaktayken yalnızlığa mahkûm edilerek anne babasının günahlarını sırtlanmak zorunda kalan on üç yaşındaki Ece için hayat, suyun altında yaşama tutunmaya çalışan bir nilüfer kadar zorlu. O bir toz bebek, buz bebek...

Ece aslında içimizden biri. Aynı kaderi paylaştığı onlarca, yüzlerce arkadaşı gibi, ihtiyacı olduğu aile sevgisini devlet eliyle gelen zoraki kucaklarda aramak zorunda kalmış kalbi cesur, ruhu ürkek bir kız çocuğu. İçlerinde büyük korkular, küçük sevinçler taşıyan her kimsesiz gibi onun da hayallerine sığınmaktan başka çaresi yok.

Kalbinin tüm sırlarını ise Lülüfer adını verdiği günlüğüne açıyor… Ece'nin gözü kamaşsa da Lülüfer hep görüyor. Kadın cinayetlerinden geriye kalan çocukları, tacize uğrayanları, hasta ruhlu yetişkinleri, hantal müdür babaları bir bir kayda geçiyor.

Ece adalet istiyor. Yer yarılıp utanması gerekenler yerin dibini görmedikleri için uçurumlara yuvarlansınlar istiyor. Ece haykırıyor ve bu haykırışı Nartepe Çocuk Yetiştirme Yurdu'nun yüksek duvarlarını aşıp tüm ezilmişlerin, sindirilmişlerin haykırışına dönüşüyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Hüseyin Bilen
  • SelenaGomez
  • Sonsuzadekeyll
  • BilliEilishh
  • Sevim
  • nilüfer
  • Hilal Semiz
  • Muhteşem Turan
  • Hilal Şentürk
  • Elif Su Tunç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (4)
9
%0
8
%0
7
%16.7 (1)
6
%0
5
%16.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0