-“Başın sağolsun,Nesrin dün gece ölmüş!”
… uzun kirpiklerinden iki damla süzülüp yuvarlandı. +“Zavallı Nesrincik…”
-“Zavallı mı? Sen ondan daha zavallısın be. Kurtuldu o”
Kabuğundan başını çıkarırken boynuzu bir yere dokununca tekrardan kabuğuna çekiliveren salyangoz gibi içine çekildi. Gözyaşlarını başkasına göstermemesi gerektiğini anlamıştı. Gösterirse,” Zavallı mı? Sen ondan daha zavallısın…” diyecekler gibi geliyordu.
Ceketini, pantolonunu çıkardı, karyolaya sırt üstü uzandı. Amma da yorulmuştu! Oysa, yorulacak hiçbir şey yapmamıştı. “Demek, ruh yıkıntıları insanı fena yoruyor!” diye geçirdi.
Mazhar içini çekti. Baş ağrısı gittikçe artıyordu. Ne zaman umduğu, yürekten arzuladığı bir şey, arzuladığının tam tersi olsa, ilkin pis bir can sıkıntısı, ardından da önce hafif, gittikçe çoğalan bir baş ağrısı başlardı.