İnsanın içinde bir şey vardır, bir şey. Kopar mı, kırılır mı, zedelenir mi ? Bir şey olur işte. Ondan sonra dünyaları versen de o, o ışığı, o cıvıltıyı bulamazsın artık.
"Artık insanlar kendilerini birer meta gibi görüyor. Aşk, dostluk, duygular… hepsi verimlilik ölçütleriyle değerlendirilir hale geldi. Her şey ölçülebilir, her ilişki derecelendirilebilir. Bu yüzden gerçek bir dostluk kurulamaz; yabancılaşma ve yalnızlaşma kaçınılmazdır."
Mahremiyetin bi kutsallığı var. Saklı olan, paylaşılmayan, nihayet değerli olandır; hayat gibi. Kierkegaard, "hayatını saklayan güzel yaşıyordur" der. Çünkü güzel olan cevherdir, saklanır. Herkesin beğenisine sunulan hayat ise taşı yaldız ile boyayıp parlatmaya benzer.