“Ayrılmadan önce tuvalete git. Hastane dekiler de rahat edeceğini sanmam.”
“Alaturka mıdır hepsi?”
“Pistir. Günde beş kez el ayak yıkamayı şart koşan dinimiz, o zamanlar sifon olmadığından sifon çekmeyi emretmemiş zahir.”
Sufi der ki başkaları hakkında hüküm verip yargıda bulunacağıma, ben kendi içime bakayım. Sofu der ki başkalarının her kusurunu bulup çıkarayım. Ama unutmayın, çoğu zaman, başkalarında hata bulanlar kendileri hatadadır. Teferruata ineyim derken bütünü kaybederler. Ağaçlara bakmaktan ormanı göremezler.
Şayet bir insan ‘bilmem gereken ne varsa biliyorum’ derse, ona değil hoca, cahilin teki gözüyle bakmak gerekir. Ancak cahiller her şeyi bildiklerini zannedebilir.
Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hâkimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.