‘İlerleyen günlerde karşılaşacağı eski arkadaşı Selah, ona bu bilgileri verirken bunun aslında bir devlet politikası olduğunu söylüyordu. Keyif çubuklarının dalgınlaştırdığı gözler, dumanlandırdığı kafalar devletin işini kolaylaştırıyor, kolluk görevlileri içinse birer ekmek kapısı oluyordu.
Adına her ne kadar "yan gelir" dense de aldıkları rüşvetlerin miktarına bakılacak olursa, asıl yan gelir, kolluk görevlisi olarak devletten aldıkları maaştı. Paranın pençesi aynıydı. Rüşvet ve yolsuzluk el değiştirmişti yalnızca. Örneğin, savaş yardım sandığına toplanan paralar, birçok asker ve kolluk görevlisini zengin etmiş, yoksulların çocuklarıysa şehit olmuştu. Selâh bütün bunlardan, hepsinin bir gün hesabı sorulacakmış gibi zamana yaslanan öfkesiz bir sesle söz ediyordu.’