Tolga, Kinyas’ı tanımıyordu. Ve anlamıyordu. Karmaşıklığın arkasına gizlenen birçok başarısız gibi Kinyas da kendini esrarengiz adamlar sınıfına koymuş ve kendini insanlığın üstünde ilan etmişti. Oysa ben insanlığın tam içindeydim. Hiçbir sorunum yoktu onunla. Hiçbir tehdit yoktu bana insanlardan gelen. Ben mutlu bir hayatı olan, iyi para kazanan, yakışıklı bir adamdım. Ve psikolojik kitaplardan nefret ediyordum! Biyografiler okuyordum. Başarılı insanların hayatlarını. İdealist liderlerin düşüncelerini. Çelişkiler, insanı yavaşlatmaktan başka bir işe yaramıyordu. Ve çevremde beni dizginleyecek, mutluluğumu yavaşlatacak hiçbir şey istemiyordum...
İnsanın kendiyle mücadelesi, bağımlılıklarını yok etmesiyle başlar. Yıllarca uğraştım hepsinden vazgeçmek için. Yıllarca teker teker vücudumu ve beynimi kaplayan bu kabukları soydum. Ama her erken koparılmış kabuk gibi izleri kaldı zihnimde. İnsanı hayvan yapan bağımlılıklardan tamamen kurtulmanın tek yolunun ölmek olduğunu geç de olsa anladım. Kayra’yla aramızdaki farktı bu. O diretti hepsini buharlaştırabileceği konusunda...