Düşünüyorum da, Kinyas’la yıllar süren yazışmalarımızın, yolculuğumuzun mantıklı bir açıklaması yok. Hiçbir zaman, belki de baktığımız bir bardak suyu bile aynı görmedik. Belki de sadece muhtaçtık birbirimize, hayatımızla oynayabilmek için. Güçlü değildik yeterince ve ihtiyacımız vardı o iki ayrı sesin yaratacağı coşkuya, yaptığımız bütün kötülükleri duymazdan gelebilmemiz için. Ama artık çok geç! Çünkü geçmişte kendilerini, akla gelmeyenleri yapmaya adamış iki adam vardı. Birbirlerinden sigara isteyen, güç isteyen. Oysa bugün, iki canavar var, kendilerine dünyayı dar gören. Değil aynı ipte durmak, aynı kıtaya bile sığmayacak kadar şişmiş iki beyin.