Gamze Kütük

Düşünüyorum da, Kinyas’la yıllar süren yazışmalarımızın, yolculuğumuzun mantıklı bir açıklaması yok. Hiçbir zaman, belki de baktığımız bir bardak suyu bile aynı görmedik. Belki de sadece muhtaçtık birbirimize, hayatımızla oynayabilmek için. Güçlü değildik yeterince ve ihtiyacımız vardı o iki ayrı sesin yaratacağı coşkuya, yaptığımız bütün kötülükleri duymazdan gelebilmemiz için. Ama artık çok geç! Çünkü geçmişte kendilerini, akla gelmeyenleri yapmaya adamış iki adam vardı. Birbirlerinden sigara isteyen, güç isteyen. Oysa bugün, iki canavar var, kendilerine dünyayı dar gören. Değil aynı ipte durmak, aynı kıtaya bile sığmayacak kadar şişmiş iki beyin.
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bütün sarhoşluğum uçup gitmişti buharlaşmış gibi. O kadar rakıdan geriye hiçbir şey kalmamıştı. Çok kızgındım, hastaneden ayaza çıkarken. “İşte böyle bir şehir burası” dedim kendime. “Sarhoş bile olamıyorsun. Olsan bile ayıltıyor birileri! Eğer kör ya da sağır değilsen İstanbul’da sarhoş olamazsın...’’
Hatıralarım beynimde benim. Betonun üstünde ya da ahşap bir evin avlusunda değil! Tek tavan gökyüzüdür. Gerisi her yerde aynı. Mimarlık bilimdir. Sanat değil. İnşaatlarında kullanılacak demir çubukların kalınlığı aynı olduktan sonra binalara âşık olmanın pek bir yararı yok. Şehirler, hele İstanbul gibi ölçüsüzce büyük olanlar, hayvanat bahçesinden farksız.
1000Kitap
Bataklık burası. Ve bataklıklarda yolu sadece domuzlar bulur. Sadece onlar kokusunu alır sağlam zeminin. Ve takip edersin iğrenç hayvanı, yere gömülmemek için. Camdan gördüklerim, hepsi birkaç domuzun peşinde! Gömülmemek için şehrin dibine, iğrenç domuzların şekilsiz ayak izlerini takip ediyorlar.”
1000Kitap
Tabi bunu ruh sağlığı yerinde ve içlerinde tek bir kişilik taşıyanlar için söylemiyorum. Sözüm benim gibi içinde binlerce ruh taşıyanlara. Uzakdoğu efsanelerindeki canavarlar gibi yedi kafalı tek bedenli insanlara. Ben hep kalabalık oldum. Şehrin uzağındaki bir semte giden, günün tek otobüsü kadar kalabalık. Tıkış tıkış! Herkesin üst üste olduğu bir otobüs kadar. Dolayısıyla iyi geldi bana yalnızlık. Kendime yeterince zarar veriyordum. Ve bir de dünyanın vereceği zararları ortadan kaldırmanın imkânı olmadığına göre, yoklarmış gibi davranarak yalnızlığı seçmek en doğrusuydu...
Sayfa 148·Kitabı okudu
1000Kitap