Evet, fotoğrafçılık bir yalan söyleme yöntemi... Ancak bize aldatma yoluyla gerçekleri anlatmak için inanılmaz bir fırsat sunuyor. Belgesel, doğallık değil, her şeyden önce gerçek; dahası, fotoğraf üreticisinin yazdığı bir gerçeklik. Bir gerçeğin gerçeğini değil; bir imgenin gerçekliği, ideallerin gerçekliği... Bir kişi, durum ya da olay hakkındaki gerçeği yan-sıtmak; insanlık hakkında gerçek bir öykü yapmak anlamını taşır. Belgesel fotoğrafçının gerçeği yansıtması; gerçeği hissettirmek ya da gerçek olmayanın kaosundan gerçeğe yönelme arzusunu canlandırmak amacıyla görüntülerle yorumunu yazması olarak düşünülebilir.
…
Burada fikrimize gelen öncelikle geçici ve müphem bir seydir. Çoğu zaman bununla iktifa edebiliriz. Olağan anlaşmanın dahilindeki mutat konuşmanın gerekliliklerine kafi gelir. O, münferit sözcüklerin manalarına takılarak zaman kaybetmemizi istemez. Sözcükler daha çok mütemadiyen savrulur ve savrulmada tüketilir. Bunda garip bir avantaj yatıyor. Tüketilmiş dılin yardımıyla herkes her şey hakkında konuşabiliyor.