Kendi küçük dünyamda ise günler öyle ya da böyle geçiyor. Tek başıma bitiremediğim ekmekler bayatlıyor ama kalanını kuşlara veriyorum. Çay demlesem ziyan olacak diye poşetleri bardaklara sallıyorum. Eskisi gibi sofralar kurayım, kahvaltılar hazırlayayım gibi heveslerim kalmadı artık. Buzdolabının önünde bir şeyler atıştırıyorum, pratik oluyor, buzdolabımı seviyorum. İnatçı kavanoz kapakları için basit bir teknik buldum, kenarından bıçakla fıs yaptırıyorum hemen açılıyor. Dans etmek istediğimde vileda sopası hiç itiraz etmiyor, kitap okusam kimse ses çıkarmıyor... Vurdulu kırdılı filmlerden de kurtuldum, sanata doyuyorum. Esasen yalnızlıkla bir problemim yok yani, ben sensizliği pek sevmiyorum.