Gamzekrms

Gamzekrms
@GamzeKaramese
Ezilmiş insanlar arkalarına bakmazlar. Kötü kaderin kendilerini izlediğini iyi bilirler.
Reklam
Gökyüzünün derinliklerindeki takımyıldızlarla, ördeklerin bataklık çamurunda ayaklarıyla yaptıkları yıldızları birbirlerine karıştırıyorlar.
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Yaratılmamış olanı anlaman için önce yaratılmış olan ile kastedilen şeyi bilmen yerinde olur. Bir dokumacı için yaratılmış olan kumaş iken, yaratılmamış olan ipliktir. Çünkü onun yarattığı şey iplik değil, kumaştır. Ama bu kez İplikçi için durum farklı görünüyor. Çünkü o, yönü eğilip ipliği bükerken, yöne yaratılmamış olan ipliğe de yaratılmış olan diye bakar. Oysa ipliğe dokumacı yaratılmamış olan diyordu. Şu halde, üzerindeki elbisenin kumaşı, onu diken terzi için yaratılmamış olandır. Elkimyacı içinde durum buna benzer görünüyor. Çünkü kumaş nasıl ki iplikten meydana geliyorsa, aynı şekilde zaç yağı da kibritten meydana gelir ve ipliğin yönünden meydana gelmesi gibi, kibrit de lap taşından oluşur. Dokumacının kumaşı iplikten yarattığını biliyoruz. Peki sence tanrı dünyaya hangi şeyden yarattı? Elbette varolmayandan yarattı. Öyleyse üzerindeki elbise nasıl ki yünden meydana geliyorsa, içinde yaşadığımız dünyada olmayandan meydana geliyor. İşte biz buna yaratılmamış olan diyoruz. Ve onu varlığa getirmeye çalışıyorsunuz? Hayır. Öyle denemez. Zor da olsa, elbiseni iplik haline getirmek ve İpliğini de yüne dönüştürmek mümkün. Bu işleme yok etme denir. Biz sadece Tanrı’nın yaratım aşamasını tersini izleyerek, yaratılmamış olana, boşluğa erişmeye çalışıyoruz.
Sayfa 146·Kitabı okudu
Alıntı
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin veriyorlardı. Oysa Uzun ihsan efendi, dünyanın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk bu dünyanın şahidi olmaktı.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Alıntı
Bu kayboluş meselesi üzerine çok düşünüyorum. Sen mi kayboldun, yoksa ben mi, bir türlü karar veremiyorum. Geçenlerde, yolda yürürlerken yeğenim birden babasının elini bırakmış ve gözden kaybolmuş. Neyse ki, hızla bulunmuş ama korkusu yetti hepimize. Eve gelince ne kadar telaşlandığımızı anlatıp niye öyle yaptığını sordum. “Ben kaybolmadım ki, babam kayboldu” dedi bücür. Yani neresinden baksan haklı çocuk. İki kişiden biri kaybolduysa, hangisinin kaybolduğunu asla bilemeyiz Osman.
Alıntı
Reklam