Dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi insanlığımızın derecesini öğretir..
Kendi yaşında çocuklara mahsus olan neşe ve hüzünlerden hafifliklerden onda eser yoktu yaşlı başlı bir insan gibiydi.Kalbi bütün sevgilere ümitlere kapanmıştı.
Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile çekmek için yalnız onun dümenini ele almak kâfidir...Anlıyorum ki değilmiş...Yollar görünmez kayalarla doluymuş..Onlara çarpmamak lazımmış...Daha fenası gizli akıntılar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini gittikçe uzaklaştığını fark edemezmiş...Ta ki kendisini başka sahile düşmüş görünceye kadar...