Yaşım otuza gelmeden edebiyatın mihenk taşı telakki edilen dünya klasiklerini okuma serüvenimin yolu ‘bilge bir derviş’le kesişti bu ay. Sürekli vaaz verir gibi sürdürdüğü sofu üslubu, aile ve din gibi konulardaki katı bulduğum vecizelerinden olsa gerek, önyargı ile yaklaşmıştım bu esere. Bu haksız ithamlarımın hepsi Anna Karenina ile akamete uğradı.
Lev Tolstoy, 28 Ağustos 1828’de Yasnaya Polyana’daki gösterişli bir malikanede, varsıl bir ailenin oğlu olarak hayata gözlerini açar, iki yaşına gelmeden annesini, sekiz yaşında da babasını kaybeder.Toprağa bağlı kölelere sahip aristokrat bir aile menşeli olması itibariyle; bu yönüyle hem köylüleri yakinen izleme imkanına sahip olmuş, hem de aristokrasi tarafından sevilip sayılan biri hale gelmiş, toplumun her kademesine hitap etmesi onu müstesna bir konuma yükseltmiştir.(Rusya’da 19 Şubat 1861’de çıkarılan yasaya kadar toprak sahipleri, toprakları üzerinde yaşayan köylülerin de sahibi sayılıyordu. Bir toprağı satın alan soylu, köylüleri de satın almış oluyordu.) Bu çok yönlülük Tolstoy’un mahiyetinde, karakter ve kişiliğinde de tezahür eder. Haddizatında bu ‘Bilge Derviş’ bazen düzen karşıtı bir anarşist gibi Ortodoks Kilisesi’ni yerden yere vurur, bazen de bir kutsal bir ülküye kendini adayan bir aktivist gibi sahip olduğu malı topraksız köylülere cömertçe dağıtır.Anlam ve bilgelik rotasından şaşmayarak gittikçe sade, basit ve gösterişsiz bir forma bürünen hayatını, ailesi tarafından “anlaşılamamaktan” muzdarip bir şekilde, evinden uzaklaşmak için sığındığı bir tren istasyonunda noktalar.Bir hayat ne kadar saygın ve onurlu geçerse geçsin ölüm başlı başına saçma bir olay işte.
Bir Aile Trajedisi: Anna Karenina
Bu elim trajedinin başaktörü esere ismini veren karakterin kendisi olan Anna;
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,6bin okunma